Konyalı Halil

Geçenlerde Batur Abinin cenazesine iştirak etmiştim. Belki inanmayacaksınız ben 1973 de basketi bıraktım. 44 yılda basketbol camiası ile sadece 3 defa beraber oldum. Cenazede dostlarımı görme imkanım oldu. Bu arada Fenerbahçede birlikte oynadığımız Halil ile de görüştük. Bende 1 onda 2 koltuk değneği vardı.

Nedendir  bilmem iki gündür aklıma hep Basketbolcu arkadaşım Konyalı Halil var. Bu gün bu renkli kişiliği     sizinle paylaşmak istedim.

Ben basketbola başladığım zaman Halil genç takımdaydı benden 4 yaş büyüktü. Konyalıydı ve cümle kurarken hep ’ Hocam ’ diye başladığı için herkes de ona hocam diye hitap ederdi. Daha 15 yaşında Konyadan İstanbula geldiği için muhtemelen akedemik bir kariyeri yoktu ancak  ’ Halil Hoca’ diye Türk Basketbol tarihine geçen ve benim gördüğüm en zeki ve uyanık insanlardan biriydi. Onu tanıdıktan sonra ben zeki ve işbilir olarak nitelendirilen Kayserililerin  Konyadan göç ettiklerini hep düşünmüşümdür.

Ben her yaş grubunda 2 yıl oynama hakkım olmasına rağmen yıldız takımında sadece 3 maç Genç takımda ise 1 yıl oynadım. A takımında 17 yaşında oynamaya başladım. Lütfen bana inanınız KONYALI ile beraber olmak takımda oynamak kadar zevkli idi. Takımın kıdemli oyuncuları onu makaraya sardığını zannederken o onları tiye alırdı. Saftrik görünmesinin arkasında fevkalade içten pazarlıklı, bilmiş bir insan vardı.

Bunu onu kınamak için yazmadım. Kutlamak için yazdım. Bu sıcak kişiliği ile bir de benim salaklığımı karşılaştırınız. Ben spor hayatımın sonunda Galatasaraylı olduğum için , güya kendime saygımdan, Fenerbahçe Kimliğimi kulübe iade ettim.  Halil Hoca ise kağıtların üstüne basılmış Atatürk resmine olan sevgisi ve saygısından sırayla 2 defa Altınordu 1 defa da Ankaragücüne geçmiş ancak eşsiz zekası ile her defasında Fenerbahçeye dönmüş çok az kişinin gerçekleştirdiği bir jübile sonucu basketbolu bırakmış ,  antrenörlük yapmış hatta bir başkan adayını destekleyerek ve onun Basketbol Şubesinin Sorumlusu olarak Klüpte iz bırakmıştır.

A takımda oynarken zaman zaman önemli maçlar öncesi kampa girerdik. Kamplarda daha evvel anlattığım gibi 2 kişilik odalarda kalırdık . Ben ve Güray genç takımda da beraber oynayıp A takımına terfi etmiştik ve aynı odayı paylaşırdık.Benim ayakkabılarımı bağlayamamak gibi bir sıkıntım vardı. Kendi bağladığım ayakkabı maç başladıktan 1 dakika sonra çözülürdü. Güray da çok güzel ayakkabı bağlardı. Ben ona şaka yollu ’ Sen maç öncesi benim ayakkabımı bağla, bende seni A takımına önereyim, bakarsın ilerler ve Avrupa’da bile forma giyersin demiştim.’  Hakikaten İsveç’te basketbol oynadı. Fakat benim katkım olmadı. Abisi İsveç’e yerleşti onu yanına aldı.

Kampta 2 gece kaldık. Konyalı gecede en az 2 kere bizi ziyarete gelirdi. ’ Hocam derdi bu maç çok önemli ikimiz de çok formdayız. Yarın maça ilk 5 olarak Sen, ben, Erdal, Ferhan, Batur Ağbi çıkacak’. Ben çok gencim ama arada sırada ilk 5 te oynuyorum. Bayağı ümitlendim. Ne ise ertesi günü maç öncesi takım açıklandı. Halil de ben de ilk 5 teydik. Çok sevindim. Isınmaya çıktık. Diğer oyuncular Halil’i şaka yollu kovalıyorlar. Meğer Halil maç öncesi bütün odaları dolaşıp herkese bu günkü ilk 5 için ’ Sen, Ben diye başlayan cümleler kurmuş diğer 3 kişiyi de devamlı sallamış.

Halil ile birlikte Yurt dışına da çıktık. Ben Alman Lisesi atılması olduğum için o zamanlar Almanca  biraz da İngilizce bilirdim. Şimdi konuşmaya konuşmaya Türkçe gibi onları da biraz unuttum.

O zamanlar adet, dışarı çıkınca sevdiklerine ufak tefek bir şeyler getirilir. Halil hemen bana takıldı beraber alışveriş yapalım diye. Ne ise bir şeyi beğeniyor. ” Hav maç ( How much ) diye fiyatını soruyorum Halil’e söylüyorum ona uygun gelirse alıyoruz.

Yeni bir dükkana gireceğiz. ’ Hocam tamam bana bırak ben lisanı tamamen anladım’  dedi. Almak istediği mal elinde tezgahtar kıza gitti ‘ Hav muç ’ dedi. Kız da ona fiyatını söyledi. Bana döndü ’ Hocam ’ dedi ’ Kız kaç lira dedi. Burada İngilizcem yetmedi de.’

Halil ile aynı takımda olmak bir zevkti. Ona uzun bir ömür diliyorum