Gençliğimdeki Yeldeğirmeni anılarımı bu güne kadar sizinle paylaşmaya çalıştım.

Bu gün değişik zamanlarda tanıdığım kişi ve olaylardan bir potbori yapmak istiyorum.

Eğer bir şeyleri eksik veya yanlış yazarsam beni bağışlayın .

Öncelikle semtimizin değişik iki rengini konu etmek isterim. Biri Asaf diğeri Barbarostur.

Asaf’dan hatırladığım bana yakın boyu ve futbol yorumlarıdır.

O uygun fiziğine rağmen basketbol veya voleybol oynamadığını bildiğim bu kardeşim tuttuğu takıma yapılan her türlü eleştiriye nasıl da göğsünü siper ederdi.

Barbaros ise gördüğüm en yakışıklı insanlardan biriydi. O zamanlar Ses dergisinin yaptığı yarışmalara katılsaydı bence muhakkak derece alırdı. Tanıdığımda bıyıksızdı. Ancak paylaşımlarda bıyıklı resmini gördüm. Bana artist Serdar Gökhan’ı hatırlattı.

Mahallenin renkli kişilerden biri de İnce Mehmet  idi . Geceleri elinde bir sopa Özen sinemasının dağılmasını bekler ve çıkanlara vurmaya çalışırdı. Herkes bunu oyun kabul eder ve önünden kaçardı.

Ve Sarı Seyfi veya Bursalı Seyfi . Çok süratli fakat bir ölçüde de sert bir futbolcu idi. Hatırladığım kadarı ile alnının tam ortasında bir nasır vardı. Kimileri onu maçta iyi kafa vurmak için kimileri de kavgada tesirli kafa atmak için bizzat kendinin bir büyük inşaat çivisine kafasını vurarak yaptığını söylerdi.  Bir veya iki defa onun maçına da gitmiştim. Seyfi genelde kahveye de takılır ve hızlı konuşması ve insanı güldüren yorumları ile oraya renk katardı.Ancak Nedim Abiye büyük sevgi duyar ve ondan çok çekinirdi.

Ve Akın Abi . Gençliğimde tüm Yeldeğirmeninin idolu idi. Giyimi kuşamı , zarafeti ve insanlığı.

Sanırım sene 1982 .Bozüyük’teki Şofben ve Panel Radyatör Tesisinden tekrar İstanbul Merkeze dönmüş ve Yeldeğirmendeki evimize taşınmıştım.

Nedim Abinin kahveden Talimhaneye doğru giderken Pastanenin karşısında içerlek yeni bir bina vardı. Ya onun girişinde ya da ona gelmeden , sokakta bir manav . Akşam saatleri idi. Portakal veya mandalina alıyordum. Biri ” Onları  alma , yandaki sandıktakiler daha sulu” dedi. Baktım Akın Abi. Sakallı , giyim kuşam eskisinden çok farklı. Ancak masmavi gözleri aynı. ” Mahalleye döndün demek . Bilardoya gelecek misin ” diye sordu. ” Hafta sonu oradayım , artık beni gene yenersin ” dedim. Arkadaşlara sorduğumda bir alkol sorununun olduğunu söylediler. Nedenini hiç sormadım. Kahveye gittim beni gene yendi. O hep benim gözümde ilk tanıdığım Akın Abi olarak kaldı.

Beni yendikten sonra ” Sen talebesin ben masayı öderim sen içilmişlerin parasını ver ” dediğini duyar gibiyim.

Şu an bile onu anlatırken gözlerimin nemlenmesine mani olamıyorum.

Bu yazımı Nedim Ağbi ile yaşadığım bir anı ile sonlandırayım. Ben 1987 ye kadar Yeldeğirmeninde yaşamaya devam ettim. Sonra Acıbadem Valievlerine taşındım.Hangi yıl hatırlamıyorum Sanırım 1992 veya 1993 olmalı. Çok yağmurlu sileceklerin yetişmediği bir günde Koşuyolundan Öğretmenler Hastanesinin yanından Acıbademe doğru iniyorum. Aşağıdan da sanırım bir Volkswagen Kaplumbağ çıkıyor. Yağmurdan dolayı galiba birbirimize çok yakın geçtik.

Baktım öbür araba durdu sürücü arabadan çıkıyor . Hemen ben de çıktım , bir yandan da düşünüyorum bu havada itişeceğiz üstümüz başımız çamur olacak diye. Bir baktım Nedim Ağbi .  Önce şaşırdık sonra sarıldık. Nedim Abiyi son görüşüm odur.

Belki dikkat etmişinizdir bu gün konu ettiğim dostlarımın hepsi şu an melek olmuş.

Bu gün semt anılarımı sonlandırıyorum. Devam etsem Pehlivan tefrikası gibi olacak.

Önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek olan Geleneksel İlkbahar Etkinliğimiz için de bir şeyler söylemek istiyorum.

Geçen sene yapılan toplantıda görmek istediğim bazı kişileri görmem mümkün olmadı.

Sonbahar Etkinliğinde ise maalesef şartlarım gelmeye uygun değildi.

Bu sene yapılacak toplantıya katılmayı çok istiyorum.

Çünkü artan sağlık sorunları gelecek yıl bana ve benim yaşımdakilere ne getirir bilemiyorum.

Keşke mümkün olsa da masa nizamı, geçen seneki gibi , tren vagonu şeklinde  olmasa da ikişerlik  masa dizaynında dağınık olarak düzenlenebilse.

Çünkü geçen seneki dizaynda konuşabildiğin karşındaki 2 , iki yanındaki 1 er kişi. Onlarında çoğu beraber geldiğin kişiler. Masaların arası da o kadar yakındı  ki oraya girip bir dostunla konuşmak olası değildi .

Beraberliğimiz  toplantı sonunda çekilen resimler ile sınırlı kaldı.

İkişerlik dizaynda insanlar 8 kişilik masalarda istedikleri ile bir arada oturup diğer insanların masalarına da rahatça gidip lak lak edebilirler.

Toplantıda görüşmek ümidi ile sevgi ve saygılar tüm dostlara

Aman sağlığınıza dikkat edin.

 

 

Yorumlar

Yorumlar