Ah Unutkanlık Vah Yaşlılık

” Unutmak olmasaydı, yaşamak olmazdı.”  demiş Ahmet Haşim.

Doğrudur.ATM-Machine

Ancak onun cümlesindeki  unutmak hayat boyu yaşanan sıkıntı ve üzüntüler ile ilgili.

Benim bu gün anlatmak istediğim ise gündelik hayatta mevcut olan unutkanlık.

Alışverişe veya bankamatiğe gidiyorum.

Tam şifreyi gireceğim

Nah girersin konumuna düşüyorum.

Bir şeref turu atıyorum , aklıma geliyor.

Şifreleri yazıp cüzdanıma koydum.

Hani unutkanlık ile ilgili hep yazmışımdır.

” AVM lere gittiğinizde arabanızı hangi kata kaç numaraya koyduğunuzu unutursanız endişe etmeyin, tehlike ben buraya araba ile mi geldim diye düşündüğünüzde başlar. ” diye.

Şimdi benzer bir korkum var.

Şifreleri nereye yazıp koyduğumu ya hatırlamaz isem.

Benim yaşımdakilere bulmaca çöz , örgü ör diye uyarılar var.

Rahmetli annem bulmaca çözmeyi çok severdi.

Bir gün okuldan geldim , suratı karmakarışık.

” Söyle bakalım , nerenin elması meşhurdur? ” diye sordu.

” Amasya ” dedim.

Yüzü güldü.

Meğerse elması lafından mücevher anlamış.

Güney Afrika’ ya kadar uzanmış.

Sizin anlayacağınız bulmaca bana pek uymaz.

Örgü güzel , iki ters bir düz.

İster Haroşa  ister Selanik.

Ancak benim gibi bir gözü az gören biri için biraz zor.

Sokak kapısına anahtarı sokmak için sol elini anahtar deliğine koyup sağ elle  anahtarı deliğe uydurmaya çalışan biri şişi yünün arasından nasıl geçirip ilmek yapacak?

Galiba en doğrusu bu gün yaptığım gibi her gün bir blog yazmam.

Yazıyı sonlandıracağım ancak tam hatırlayamıyorum.

Ben bütün bunları neden yazdım.