Aile, Yaş günleri, Sydney J. Harris

Bu gün hafta sonu .Torunlar dün karne aldı. Babaları ile birlikte aile içi el öpüp karne parası toplamaya gittiler.

Bu gün ben ülkemizdeki aile konusunu değişik bir gözle işlemek istiyorum. Bilmem bana ne ölçüde katılırsınız.

Geçen bir bloğumda yazmıştım. Doğduğunuz zaman size sorulmadan, onayınız alınmadan kimliğinize İslam yazılır diye. İşte bence aile de doğan çocuğun algılanması  buna çok benzer.

Kendinizi bilmeden veya bildiğiniz zamanda size süt veren birini hayal meyal görür veya hissedersiniz . O annedir. Biraz daha büyüyüp dış dünyayı algılamaya başlayınca etrafınızda dolaşan irili ufaklı gölgeleri seçmeye başlarsınız onlar ağbi ve ablalardır. Daha sonra gün içinde çok sık görülmeyen ancak akşamları az bir süre size yaklaşan kıllı tüylü bir varlığı da evin içinde hissedersiniz. O babadır. Eğer evde yaşayan büyükanne veya büyükbaba da varsa evdeki aile içi resim tamamlanır.

Bundan sonraki hayatınız annenizin çalışıp çalışmadığına göre değişik olarak şekillenir.

Eğer anneniz çalışıyorsa siz ya evdeki büyüklerin nezaretinde büyürsünüz veya kreşe gönderilirsiniz.

Konuşma yaşına gelince ilk savaşlar başlar ‘Önce anne dedi,yok baba dedi hayır dede dedi nine dedi’

Derdinizi anlatacak hale gelince önemli soru ile sıkıştırılma dönemi başlar ’ Söyle bakalım anneni mi babanımı daha çok seviyorsun’ Hele evde büyükanne veya büyükbaba da varsa ilk siyasi söylevinizi verirsiniz ’ İkisi de bir’

Ne şiş yansın ne kebap prensibi ile hayata atılmanıza rağmen bazen çaresiz kaldığınızı da hissedersiniz. Bunların başında yaş günleri gelir.

Eğer anneniz ile babanızın ailesi arasında önemli bir gelir ve kültür farkı varsa bu savaşın yeri tam sizin yaş gününüz olur.Zengin tarafın sizin 4. yaş gününe getirdiği uzaktan kumandalı oyuncaklar, en iyi mağazalardan alınmış giysilere karşılık orta halli tarafın bunu senin için kendi ellerimle ördümdediği hırkalar savaş aleti olarak kullanılır.

Burada beni çok etkileyen bir olayımı anlatmama izin verin. 1981 yılında Avusturyadan gelirken getirdiğim ve henüz Türkiye’de olmayan uzaktan kumandalı otomobili oğlumun kapıcının oğlunun bir teli kıvırarak ucuna makara takılmış arabası ile değiştirdiğini ben gözlerimle gördüm.

Pişman oldunmu diyenlere Sydney J. Harris (14 Eylül 1917 – 8 Aralık 1986)  Amerikalı gazeteci ‘in sözleri ile cevap vermek isterim

‘Yaptığınız şeyler için duyduğunuz pişmanlık zamanla geçer, ne var ki yapmadığınız şeyler için duyulan pişmanlığın çaresi yoktur.’

Konu uzun olduğu için izninizle burada kesip yarın devam etmek istiyorum