Baba Osmanlı, Çocuk Amerikan, Ramazan Pidesi

Bu gün evden çıktım asansörle girişe iniyorum. Orta katlarda birinde durduk. Genç çocuklar bindiler. İçlerinden biri ’ Amca aşağı gidiyor di mi?’ Diye sordu. Ben de ’ Evet oğlum’  dedim ’ Aşağıya gidiyor. Zaten bu asansörler ya aşağı giderler ya yukarı, hayat gibi. Yana gidenleri yoktur.Yana gidince Metro oluyor.’

Biraz kızdım herhalde. Ancak sadece orta gelişmiş bölgelerde değil en büyük hastanelerde, alışveriş merkezlerinde dahi gideceği yönün düğmesine değil de her iki yön düğmesine basan o kadar çok ki. İçeri girdikten sonra asansörün istediği yöne gitmediğine şaşıran mı ararsın kızan mı hepsi sürüsüne bereket.Ben ’ Benim işim acele, sen in sonraki asansöre binersin ’ diyenlerin olduğunu bile duydum. Benim büyük torunun başına gelmiş.

Buna benzer bir çok örnek gösterebiliriz. Örnek olarak ramazandaki pide kuyrukları. Top patlamadan biraz evvel çıkan sıcak pideyi herkes almak ister. Eğer böyle bir kuyrukta iseniz etrafınıza bakın araya kaynak olmak isteyenlerin veya ben hastayım diye öndekilere para verip aldıranların ne kadar çok olduğunu göreceksiniz.mla

Goethe’nin bir deyişi aklıma geldi. ’ İnsanların kötü olduğunu görmek beni şaşırtmıyor. Ancak bu yüzden utanmadıklarını görünce hayretler içinde kalıyorum

Bu günkü yazımın konusu yok galiba birileriyle dertleşmek istedim kısmet siz okurlarıma imiş.

Bence Cumhuriyet tarihinin en şanssız kuşağından birini görmek isteyen olursa benim resimlerime baksın. 1940 lı yıllarda doğan bizler Babaları Osmanlı, çocukları Amerikan olan bir nesiliz.Biz dedelerimizin iş dönüşü elini yüzünü yıkarken bütün çocukların sırada beklediği, en büyük çocuğun havlu tuttuğu dönemlere yetişmedik ama saygının çok önemli görüldüğü, gençlerin büyüklerinin yanında ayak ayak üstüne atamadığı, sigara içemediği bir çocukluk yaşadık. Babamın iftaharla söylediği ’ Ben mutfakta bardağın yerini bilmem’ demesi o zaman erkeklerinin eşlerini nasıl insafsızca kullandığının bir kanıtı değilmidir?

Erkeklerin önemi nedeniyle erkek çocuklara biraz daha hoşgörülü  davranan o günün ebeveynleri kız çocuklara biraz daha baskıcı davranmışlardır.

Tabii böyle bir gençlik yaşayan bizim kuşak bundan bir ders alacak ve çocuklarına daha anlayışlı davranacak zannedenler olabilir. Ne gezer.

Bertrand Russel’in bir sözü var. ’ İnsanlar bilgisiz doğar,eğitilerek aptal olurlar ’ der.

Bu gün bu tip olaylar artık olmaz insanlar çocuklarının hayatlarına müdahale etmezler diyenlere son haftanın 2 haberini tekrar hatırlamak istiyorum.

Sayın Başbakanımız bir dizideki padişahı tarihi kimlikle özdeşleştirerek ’ Hayatı hep at sırtında geçti’ diye  senaristlere bundan sonra yazacakları bölümlerin içeriğini dikte ediyor. Buna mukabil bütün sosyal medya bu dizileri izleyenlerin hanımlar olduğu onların da karşı cinsli sahneler için bu diziye bağlandıklarını söylüyor. Ben iki tarafı da memnun edecek bir çözüm öneririm. Bence o ateşli sahneleri at üstünde çekerlerse her iki tarafında isteği yerine gelmiş olur. At üstünde hem gidip hem aga nigi yapmak zor olur derlerse bilmem. Karar kendilerine kalmış.

Bu günün önemli haberi ise gelecek yıldan itibaren Ortaöğretimde formanın kalkması. Tabii ki hangi giysiler giyilemez diye küçük bir ayrıntı var. Evvelki yazılarımdan birinde Rodin’i yazmıştım. Üstad ‘Taşın fazlalıklarını atıyorum geriye heykel kalıyor’ dermiş. Bence hangi giysiler giyilemez deyince o yasak bu yasak diyerek sadece değerli İktidarın uygun gördüğü gençliğin giysisi dışında bir giysi mümkün olmayacak. Bu arada küçük bir ayrıntı İmam Hatip Liselerinde bazı derslerde türban takılabilecek. Sadece bu uygulamayı yapabilmek için Eylül’de uygulamaya geçileceğini söyledikleri formasız eğitimi bu günden gündeme getiriyorlar.

Bence arada sırada eski filozofların söylemlerini de gözden uzak tutmasalar iyi olur. Nietzsche diyorki

’ Uzun süre uçuruma bakarsan, uçurum da sana bakar ‘