Babalar Günü, Baba Hakkı , Francois de Salas

Bu günkü bloğumu Taksim Gezisine müdahalenin bu gün İstanbulda yapılacak mitingten sonra yapılacağını düşünerek yazmıştım.

Müdahale dün gece 21 de başladı. İnsanların zarar görmemesini bütün kalbimle diliyorum.

Bu yapılan müdahale sonucu, eğer iktidar yapacağı mitingi iptal etmezse, bu gün güvenlik güçlerinin hem müdahaleye konu olan insanlarının yapılacak mitinge tepkilerini hem de Geziye yapılan müdahaleye tepki verecek kişilerin uygulamalarını önlemek hususunda çok büyük sıkıntıya düşeceği kesindir.

Allah herkesin yardımcısı olsun

Aşağıda önceden hazırladığım bloğu bulacaksınız.

 

 

Bu günkü Babalar Günü’nün kapsamına giren insanlardan biri de benim.

Çünkü ben de babayım.

Babalar gününün kutlanması hakkında oluşmuş fikrime zaman zaman bloglarımda yer verdim.

Öncelikle bu günün ” Eh madem anneler günü var babalar günü de olsun ” mantığı ile yaratılmasına şiddetle karşıyım.

Ancak Babalar Günü ile ilgili bloğum öncesi Gezi Parkında alınan devam kararı ile ilgili görüşümü belirteyim.

Ben olsam  aşağıdaki konuları içeren bir bildiri hazırlar ve sonra Geziyi terkederdim.

Gezi Parkını terketmemin nedeni sadece şudur.

Nietzche diyorki ” Müzigin sesini duymayanlar dans edenleri deli sanıyor…

İktidarın  bu sağır davranışının yanısıra saldırgan davranışta bulunacağını da göz önüne alıyor ve insanlarımızın burnunun kanamasını veya allah korusun kayıp vermesini istemiyorum.

İktidar şu anda bir kutup ayısı gibi davranıyor. Herkesin bildiği gibi bir kutup ayısı avını  96 km takip edebilir. Bu kinin yaratacağı zararı minimize etmek en büyük amacım

Bildiri içeriğini ise satırbaşları ile  kısaca geçiyorum.

1- Günlerdir sadece Gezi Parkında değil hemen hemen tüm yurtta gerçekleşen tepkileri sadece Ağaç, Yeşil, Çiçek Böcek tepkisi imiş gibi  değerlendirip diğer bütün talepleri yok sayan anlayış amacını çok açık belli etmiştir

2- Cici çocuklar oradan çekilsin geride kalanlardan provakatörlerin yanısıra demokratik haklarını kullanan, özelleri ve hayat biçimlerine karışılmamasını , ne giyeceğini kiminle nerede ve nasıl yaşayacağını kendilerinin karar verdiği islami tek tip elbiseyi benimsemeyen sadece genç değil her yaşdan insanları da sadece Gezi Parkından değil her yerden elimizdeki Güvenlik Güçlerini kullanarak bir şekilde halledeceğiz demişlerdir.

3-  Artık bu günden sonra hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır

4- Dış Dünya artık iktidarı tanımıştır. Bu nedenle bu günden itibaren kendilerinin  bu grupta hiç bir ağırlığı kalmamıştır. Yabancı ülkeler hiç bir  toplantıda onlara masada ön tarafta sandalye koymayacak, fikirlerini önemsemiyecektir.Eleştirdiği her hangi bir ülke artık rahatça sen kendi ülkene bak diyebilecektir.

5- Gezi Parkındaki taleplere karşı yaptığı uygulamayı görenler, ülkenin önünde bulunan Barış Süreci sırasında karşıdan gelecek ve kendilerinin beğenmediği taleplere  nasıl bir tepki göstereceğini dikkatle izleyeceklerdir.

6-” İnsanlar, başkalarının kusurlarını görmek hususunda kartallara,kendi kusurlarını görmek hususunda köstebeklere benzerler.” diyor  Francois de Salas . Bu iktidarı tanımlayacak  daha iyi bir özdeyiş bulmak çok zordur.

Ne ise biz gene Babalar Gününe dönelim.

Bu günler ilk olarak A.B.D de başlatılan, aile büyüklerini hatırlama kisvesi altında, alınan hediyelerle ekonominin canlanması amacının ön planda olduğu , bir kurgudur. Bir çok kesimin seslendirdiği, bu günlerin özellikle yapılan alışveriş sonrası dükkan sahiplerinin parasına para kattığı, bir olgudur savını da kabul etmem.

Ülkemiz gibi insanların gelir seviyelerinin düşük, işsiz oranının yüksek olduğu ülkelerde Anneler Gününün kutlanması ne kadar uygunsa Babalar Gününün kutlanmaması da o kadar uygundur.

Annelerin insan hayatında çok önemli bir yeri verdir. Anneler Gününde yazdığım bloğumda  açıkladığım gibi annesi çocuğunu döverken çocuk anne diye ağlar. Dünya üzerinde böyle bir durumu hiç bir sosyal evrede görmeniz mümkün değildir.

baba hakkı

 

Baba ise hep ağır ağbidir. Bu yapı biraz da az eğitimli olmalarında saklıdır. Benim annem ilkokul mezunudur ama bana çok kere Almanca çalıştırdığını bilirim.

Babalar gününün kutlanmamasının gerektiğini düşünmemin en büyük nedenlerinden birinin Türk ailelerinde genellikle sadece babaların çalışmasıdır. Kısıtlı gelirlerinden eşleri için hiç değilse senede bir kere az veya çok bir miktarını ayırıp çocukları vasıtasıyla bir hediye alan babalar iş kendilerine gelince o parayla kendi kendilerine bir hediye almaktansa evlerinin bir ihtiyacını gidermek için kullanmak isterler.

Bunun yanısıra toplumda anneler için kullanılan olumlu söz ve deyimlerin benzerlerinin babalar için pek kullanılmadığını görmekteyiz.

Örnek vermek gerekirse

Ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar

Ana gibi yar olmaz

Babalar ise maalesef bu durumdan pek nasibini almamıştır. En olumlu kullanımı spor ve siyasette geçer.

Mesela futbolda B.J.K de Baba Hakkı, Baba Recep G.Sarayda Baba Gündüz çok meşhurdur. F.Bahçede ise , lütfen taraftar beni affetsin, Baba Lakaplı oyuncu hatırlamıyorum.

Siyasette ise çok meşhur deyimi, biraz da tebessümle, hatırlayalım.

” Kurtar bizi baba”

Ancak iş söze veya deyime gelince durum biraz sevimsizdir.

çünkü “Uslup, haklı olmaktan önemlidir.”

Eğer biri dikleniyorsa fazla babalanma denir.

Eğilip bükülmeyen hep bildiğini okuyan kişilere iskele babası denir.

En önemli deyim ise bu günlere tam da oturur

” Böyle devam edersen alırsın ba..yı derler.

Çocuklarım benim bu güne olan bakışımı bildikleri için bana hediye almadılar.

Ama, benim gibi kaç kişi olduğunu bilmediğim babalar grubuna,  Babalar Gününde sadece bir kişi özel kutlama yaptı.

Ülkenin içinde biz babaların da olduğu  %50 sine ” Alırsınız ba..yı ” dedi.

Hani hapşırırsınız da çok yaşa derler siz de hep beraber veya birlikte dersiniz.

Böyle bir cevap mı vermemiz  lazım , açıkçası, bilemiyorum

Acaba ” Siz de ” mi desek ?

Ne de olsa o da baba