Danlar

Bu gün değinmek istediğim konu dan….. lar.

Ailenizde, çevrenizde, yollarda hatta toplumun bütün katmanlarında , eğitimli veya eğitimsiz , bu danları görmeniz olası.

Ancak biraz araştırınca bu konuda sadece benim değil hemen hemen herkesin yanlış bir tespit yaptığını gördüm.

Aslında konuştuklarına ve yaptıklarına bakarak birine dangalak dememek lazımmış.

Bu davranışları gösteren insanları tarif eden güzel    türkçemizde birbirine yakın üç sözcük var, ukala, dangalak ve kakavan..

Bu kelimeleri doğru kullanmak insanları değerlendirmede çok önemli. Bu durumda başvurulacak en yetkili kaynak tabiiki Türk Dili Kurumu.

Türk Dili Kurumu’nun sözlüğünde tanımlanmaları da şöyle:

Ukala: Bilgiçlik taslayan kimse. Bunun bir de ukala dümbeleği var ki, aklı ermediği halde her konuda fikir yürüten zevzek.

Kakavan: Kendini bir şey sanan, sevimsiz.

Dangalak: Kalın kafalı olup bilgiç geçinen.

Hangi tanım altında değerlendirirseniz değerlendirin kısaca dan dediğimiz bu insanları toplumun her kesiminde görmek mümkün.

Kendilerine herhangi bir olayı veya bir düşünceyi aktaran kişinin ağzından lafı alıp hemen çözümü ile ilgili görüş haline getirmeleri bu danların ata sporudur.

Kulağım ağrıyor dersin hangi hastanenin veya özel doktorun bu konuda iyi olduğunu anlatırlar. Bekleseler  belki randevu aldığın doktorun adını  söyleyeceksin.

Diğer bir özellikleri de çok konuda bilgileri olmamasına rağmen hemen her konuda fikirlerinin  olmasıdır. Bu nedenle kendilerinde ukalalık diz boyudur.

Siz bu davranışlarını özgüven olarak değerlendirmeyin.

Özgüven kendini bilmektir, ukalalık başkalarının kendinizi bildiğinizi bilmesini istemektir.

Ukalalık yaptıkça hakikaten de kendine güvenleri artar bu tiplerin. zaten bu yüzden ukalalık yaparlar.

Bir de en ilginci yaptıkları bu kadar tepki alacak davranışlarına rağmen, kendilerinin çok sevildiklerini sanmalıdır.

Kendilerini aramayanları neden aramıyor diye katiyyen düşünmezler, istenmediklerini hiç akıllarına gelmez.

” Hep ben arıyorum senden ses çıkmıyor hayırsız ” diyerek bir de oturmaya gelirler.

Ve en önemlisi insanlara kendi akıllarına göre en doğru kararları vermeleri için yardımcı olan bu kişilerin herhangi bir konuda haksız olmaları mümkün değildir.

” Ama ben haklıyım, ama ben haklıyım “ diye ortalarda dolaşan bu kişileri analiz ettiğinizde mutsuz olduklarını gözlemlemeniz çok olasıdır.

Bunun cevabını ise La Rochefoucauld veriyor.

” İnsanların mutluluk ya da mutsuzlukları talihin olduğu kadar kendi mizaçlarının da eseridir.”