Ebzerle

1960 a kadar Üsküdar’da oturdum.

Annem tam bir Müslümandı.

Mahallemizdeki caminin Hocası bir gün bize geldi.

Annem ” Oğlum ” dedi ” Hocamız her gün gelip sana ders verecek . ”

Öyle de oldu.

Annemin yemekleri mahallemizde çok meşhurdu.

Babam işten her gün eve yemeğe gelirdi.

Genellikle yanında 1-2 iş arkadaşı olurdu.

Hoca da genellikle öğlen yemek saatinde gelmeye başladı.

Önce yemek yer sonra çalışmaya başlardık.

Ancak ben okumaya başladığım an o da , herhalde karnı doyduğu için , gözlerini kapardı.

Uyuduğunu sanırdım ancak yanlış okuyunca hemen gözlerini açar ve doğru oku derdi.

En çok kullandığı kelime ise ” Ebzerle ” idi.

Her halde ezberle demek istiyordu.

Çok şükür hatim indirdik Hoca da gitti.

Ancak benim okuma aşkım devam etti.

Annemin yardımı ile okumayı da sökmüştüm.

Evimizin yakınındaki Hacı Selim Ağa İlkokulunun Kütüphanesine gidip oradaki çocuk kitaplarını okuyordum.

Bir gün oradaki görevli hanım kitabı çabuk geri verince sen okumuyorsun resimlerine bakıyorsun diye beni kovdu.

Babam beni aldı Müdüre getirdi onun önünde okudum aklandım.

Daha 6 yaşına basmamıştım.

Tahsil hayatıma devam ettim.

İlkokul , Ortaokul , Lise , Üniversite

Daha sonra 2 yıllık İşletme İktisadi Enstitüsü Gece Bölümü.

Neslimin çoğunun yaptığı gibi hep okuduk.

Hayatta varlıklı ve başarılı olmanın nedeninin tahsilden geçtiğini sanırdık.

İyi bir mevki bol kazanç ancak böyle mümkün olabilir diye düşünüyorduk.

Çok yanılmışız.

Bu günün insanına bakıyorum da şaşırıp kalıyorum

Zengin ve başarılı olmanın kıstası artık tahsil ve görgü değil .

Bence işin en acı yönü de bu.