Egoizm, Doya doya , Francis Bacon

Bu gün aslında egoistlik üzerine bir blog yazmak istiyordum.

Bu fikrim, yaklaşık 10 gündür bir firmanın akşam 7 den sabah 7 e kadar telefon görüşmelerinin bedava olduğunu anlatan reklamını izledikten sonra pekişmişti.

Ancak yazımda egoizmi anlatırken başka konulara da atlayacağıma dair bir his var içimde.

Hadi bakalım hayırlısı.

Reklamda orta yaş üstü bir hanımefendi şimdi çok mutlu imiş. Evvela cep telefonundan torununun resmini önüne koyuyor. Torun da yeni dişi çıkan 2 yaşında bir yavru değil nerdeyse benim torunumun yaşında dana kadar bir adam. Saat akşam 7 olunca ev telefonundan torununu arayıp doya doya konuşup hasret gideriyormuş.

Kendimi onun torunu yerine koydum da aman allahım. Saat 7 oldu şimdi babaannem arar diye her akşam telefonun çalmasını korkuyla bekleyen bir adam. Babaanne özlem dolu ama torunun duyguları veya düşüncesi onun için hiç önemli değil. Nasılsın iyimisin dedikten sonra konuşacak başka ne olabilir ki. İşlerin nasıl dese günümüz teknolojisindeki işlerle ilgili torun bir şeyler anlatsa babaanne anlamaz, aile hayatı ile ilgili olarak torun pek konuşmak istemez. Yani sizin anlayacağınız hasret gidermek doğrudur ancak doya doya konuşmak doğru değildir. Ama ah şu egoistlik .Laf biterse yeniden başlanır ” E daha daha nasılsın”

” Yalnız kendisini düşünen adam, yumurtasını pişirmek için komşusunun evini yakar.” diyor Francis Bacon.

Özellikle egoistliğin yanında aynı derecede tehlikeli olan duygular ise kendini beğenmişlik ve baskıcı olmaktır.

Bizim babalarımızın zamanında aileleri anneler sırtlarında taşırdı. Babalar mesuliyet almayı pek sevmeyen ve o günlerin erkek yapısına uygun olarak kaç lira maaş aldığını bilir eşine pek açıklamayan yapıda insanlardı..

Eğer memursa, maaşını alınca içinden sigara ve hesabını kendinin bildiği  günlük harçlığını alır gerisini de ” Hanım bütün para bu” derdi Anne de o zamanlar kredi kartı olmadığı için, biraz da mahalle bakkalının veresiye defterinin de yardımı ile, ay sonunu getirmeye uğraşırdı.

Egoistin önde gideni babalardır diyen benim için de belki yıllar sonra benim çocuklarım da blog  yazacak.

Şimdikilere şaka gibi gelecektir biliyorum ama bir zamanlar çocuklarının hangi okula ve kaçıncı sınıfa gittiğini bilmeyen babalar vardı.

(Şimdi ise çok çocuk yapma teşvik edildiği için belki de  30-40 yıl sonra 6-7 çocuğunun isimlerini karıştıran babalar  olacaktır)

Bu günkü bloğumuz uzun bir laf salatası oldu ve herhalde kimseye de faydası yok. Boyuna konuştuk durduk.

Demokritus’ dan bir özdeyiş yazalım da belki benim boşboğazlığımı affedersiniz. Belki de bu gün siyasi arenada boy gösterenlere bir faydam olur.

” Hiç bir şey dinlemek istemeden boyuna konuşmak bir çeşit oburluktur”.