Eğrimi olsam, Doğrumu olsam, Seneca

Bu gün içim kıpır kıpır uyandım. Herkesin bilerek veya bilmeyerek yaptığı davranış yanlışlarını ta gözlerine sokmak istiyorum. Sabahın 5 inde nasıl olur da ülkemin canım elit tabaka insanlarına fırça kaymak istersin diyenler olabilir. Varsın desinler.

Öncelikle bir atasözümüzü hatırlatayım.Doğruyu söyleyeni  dokuz köyden kovarlar diye. Peki söylemeyeni. Bunu da Mevlana cevaplandırmış.

’ Eğri olsam yay gibi duvara asarlar beni, doğru olsam ok gibi yabana atarlar beni’

İlk söyleyeceğim şey,  hamamböceklerinin 250 milyon yıldır hiç bir değişime uğramamış olduklarıdır. Bunun konumuz ile ne alakası var diyenler çıkabilir. Bence eğer hamamböcekleri değişime uğramama açısından birinci ise türk insanı da ikinci sıradadır.Bu sözüme binlerce kişiden itiraz gelebilir. Herkesin elinden düşürmediği cep telefonları, binilen lüks arabalar, yazın sahil kasabalarındaki keyifli günler ve geceler insanları yanılgıya düşürebilir..  Yazımda ifade etmek istediğim  değişim beyinseldir. Burada siz okurlarıma bir serzenişte ( yakınma) bulunmak istiyorum. Bazen kendimi Fransızca bir şarkı gibi hissediyorum. Dinleyenim çok, anlayanım az. Ne ise devam edelim.

On yıllardır benim halkımın beyinsel değişimini istemeyen ve hamam böceği formatında kalmasını arzulayan  menfaat grupları onların bu saf ve tahsilsiz olmasından aldıkları kuvvetle ülkemizde istedikleri gibi at oynatmaktadırlar. Benin bütün yazılarımda tekrarladığım ve ülkemin insanlarının çoğunda olan insan sevgisi ve allah korkusu bu menfaat grupları tarafından acımasızca istismar  edilmektedir. (kişilerin iyi niyetinden yararlanarak kötüye kullanılmaktadır).

Bu yazı tamamen insan sevgisi formatında yazılmakta olup hem sağcısı,hem solcusu hem ümmetçisi tüm gruplar ve özellikle bunların dışında kalan sade insanlarımız  için kaleme alınmıştır.

Tüm gruplar benim insanımı kendi fikirleri paralelinde kuşatmak ve onlardan yararlanmak istemektedirler. Teşbihte hata olmaz ancak Cenap Şahabettin’ in bir tesbitini affınıza sığınarak burada sizlere ifade etmek durumundayım.

” Semer seçilirken eşeğin fikri değil ölçüsü alınır ” diyor usta.

Bu arada bence çok önemli olan bir hususu da belirtmeden geçemeyeceğim.

Ülkemizin geleceği için çok önemli olduğu tartışmasız olan bu gruplardan imkan buldukça geri dönüp, yaptıkları hataları değerlendirmelerini de bekliyorum.

Bilmediğini bilmek ve hatadan dönmek te bir erdemdir.

Geri dönüp geçmişten ders çıkarmak ise bir zorunluluktur.

” Ne kadar geriye bakarsanız o kadar ileriyi görürsünüz” diyor Sir Winston Churchill.

Geriye baktığınızda bir zamanlar baştacı edilip de şimdi esamesi okunmayan ( adı anılmayan) nice liderleri ve partileri hatırlamak mümkündür.

Özellikle şu an konumu itibariyle bence Türk Siyasetinde çok önemli yeri olan Ana Muhalefet Partimizin geçmişinde kendi aralarında yaptıklar mücadelenin ,bölünmeleri sonucu kurulan partilerin birbirleriyle mücadele etmelerinin memleketimize ne kadar zarar verdiği de hala akıllardadır. Şu an bile durmamış olan parti içi mücadele beni ve benim gibi bir çok aydını ziyadesiyle üzmekte ve gelecekten kaygı duymaya sevk etmektedir.

Ben 67 yıllık hayatım boyunca hep liderlerden değil onların yanındaki kişilerden kaygı duydum. Baştakilere yağdanlık olan ve sobaya yakın olan üşümez mantığı ile onlarla ilişkilerini sürdüren bu kişiler sadece menfaat için değil kendi yaşam biçimleri, kırgınlıkları ve kızgınlıklarını da görevlerine yansıtırlar. Savaşta bir ülkeye saldırı yapılır arkasından acımasızca öldürülen insanlar , ırzlarına geçilen kadınlar bırakır. Ankarada yapılan bazı yürüyüşleri hatırlayın arkasında biber gazından perişan olmuş, yerlerde sürüklenen insanlar görürsünüz. Askeri yönetim süresince hapishanelerde ve sorgulamalarda yaşanılanlar hepimizi yaralamıştır. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Bu konuda bir kaç cümleyi de de sayın başbakanın dikkatine sunmak istiyorum.

Bu güne kadar uygulamaya geçirilen eylemler ve  özellikle içinde savaş lafı geçen söylemleri beni fevkalade endişelendirmektedir.

Bir yandan milletim, halkım diye sadece kendi yandaşlarını ifade eden konuşma uslubu diğer yandan her türlü millet, inanç ve mezhebi bünyesinde barındıran ülkemizin gerçeklerini hiç göz önüne almadan herkesi kıran davranışları bana son derece pervasız gelmektedir. Ve sonunda şu an en önemli görevlerde bulunmuş bir çok komutanın yargılanmakta oluşu sayın başbakanın hiç mi hiç umurunda değildir.

Ancak siz benim böyle 2 metre boyunda 121 kilo olduğuma bakmayın ben çok korkak biriyimdir.

Ya bir savaş çıkarsa bu kadar komutanın görevde olmaması askeri yapımızda bir sıkıntı yaratmayacakmıdır?

Ya bu kadar böldüğünüz ülke insanı savaşmamız  gerektiğinde ” ben oynamıyorum ” dese ne yapacağız?Gelen Patriotlar bu sorunu çözmez.

Siz hala esip gürlediğinize göre muhakkak bir bildiğiniz vardır. Sizden biraz daha yaşlı olmama rağmen beni dinlemiyeceğinizi biliyorum. Ancak benden de yaşlı M.Ö 4 de doğup M.S 65 de ölen bir Romalı düşünür ve devlet adamı olan Lucius Annaeus Seneca’ nın sözlerini göz önüne alacağınızı ummak istiyorum.

” İSTEDİĞİNİ SÖYLEYEN BİR GÜN İSTEMEDİĞİNİ İŞİTİR”

Sevgi ve Saygı ile