Gülme, Ülke Mizahı,Victor Hugo

Gülmek , eğer Friedrich Nietzsche’ye inanırsanız, önemli bir icat. Çünkü ona göre ’ İnsanoğlu hayatta o kadar acı çeker ki, canlılar arasında yalnız o,gülmeyi icat etmek zorunda kalmıştır’.

Kadınlar için çocukluk yaşlarında nasıl yetiştirildikleri hakkında görüş ifade etmek veya yorum yapmak haddim değil çünkü bilmiyorum ancak erkek çocuklar için gülme bile pek istenmezdi.

’ Ne gülüyorsun öyle karı gibi ‘ lafı hala hafızamdadır ve ben akran bütün erkeklerin işitmiş olduğu fevkalade incitici ve aynı zamanda karşı cinsi aşağılayıcı kepaze bir değerlendirmedir.

Ancak bu laf bizleri öyle etkilemiştir ki ,zaten gülünecek konuları az olan bu hayatta, gençliğimiz dahil her bir evresinde ağır ağbi rolünü benimsemeye devam ederiz.

Büyük usta Victor Hugo da bunu tesbit etmiş ve ‘Gülmek için mutlu olmayı beklemeyiniz, belki gülmeden ölürsünüz.’ demiştir.

Buna rağmen insanlar, kadın ve erkek, erişkin yaşa gelince ya konumları itibariyle veya hayatın zorlukları nedeniyle gülmeyi keserler.

’ Sık sık gülen insanlar kederli olup kederlerini yapmacık bir neş’e ile örtmek isteyenlerdir.’ diyor Maksim Gorki.

Özellikle ben 2 tip idareciyi değerlendirmek zorundayım.

Bunların birincileri kamu yöneticileri  ve özel teşebbüs yöneticileri ve patronlarıdır. Bu grup özellikle iş yerlerinde boka basmış gibi bir suratla gezerken, bulundukları sosyal ortam ve gezilerde hep gülen ve keyifli bir medyatik görüntü sergilerler.

İkinci grup ise siyasilerdir. Bu grubun ilk grupdan farkı çoğunlukla takım elbiseli olmalarıdır. Sabah kalkınca önce takım elbiselerini giyip sonra tuvalete gidip doğal ihtiyaçlarını gideriyormuş gibilerdir.

Siyasiler için gülmek kesinlikle tehlikeli ve yasaktır. Geçenlerde genelde hep kavgacı ve sıkıntılı bir suratla ortalarda dolaşan 3. büyük partimizin lideri gülerken görüldü ve yorumlara konu oldu.

Zaten siyasilerin ülkeyi nasıl gerdiğini herkes görüyor.

“Mizahı olmayan bir ülkede yaşamak korkunçtur. ama, her an her şeyin mizahı gerektirdiği bir ülkede yaşamak, çok daha korkunçtur.” diyor
Bertolt Brecht,  1898 Augsburg – ö.14 Ağustos 1956 Berlin) doğumlu 20.yüzyılın en etkili Alman şairi, oyun yazarı ve tiyatro yönetmeni.

Ben ülkenin üzerindeki gerilimi azaltmak için şu an parlementoda bulunan dört partinin başkanlarının kameralar önünde eşli pişti oynamasını istiyorum. Yenilen iki kişi de çayları ısmarlar.

’ Bir şeyleri değiştirmek isteyen insan önce kendisinden başlamalıdır’  diyor Socrates.

Eğer oynamazlarsa ve eskiden olduğu gibi barışa köstek olacaklarsa onları Bernard Shaw’ ın dizelerine terk ederim.

”Dünyada barışı sağlamak isterseniz, politikacıları öldürün yeter. halklar birbirleriyle anlaşır.”
Şaka şaka