Hayat Tramvayı

Ben yemeklerde acı kullanmayı çok severim.

Yemek yaptığım zamanlarda küçük torunum Serhan hariç diğerlerinden çok eleştiri alırdım.

Kullandığım domates salçası değil acı biber salçası olurdu.

Acılı yemekleri dedownload

Meksika acı soslarını da severim.

Kebapçıya gidince Urfa değil Adana söylerim.

Siparişleri beklerken Serhan ile birlikte Tombul acı biber turşusunu sek yeriz.

Genellikle kendi yaşamımdan da kesitler aktardığım yazılarımda da durum galiba aynı.

Mutlu , keyifli günleri pas geçiyor, daha problemli olan günlere atıf yapıyorum.

Tüm okuyanlara moral olacak onların yaşama tutunmalarına sağlayacak sevgi , özlem ve moral üzerine yazılar yazıyorum.

Ancak bunları kendim için pek uygulamıyorum.

Hani bilinen laftır.

” Aleme verir talkını kendi yutar salkımı ” derler.

Talkın öğüt demek.

Neden böyle davrandığımı hissediyordum ama tam anlamlandıramıyordum.

Geçenlerde Camillo Sbarbaro’ nun bir tespitini okudum.

Benim ruh halimi yakalamış.

“Hayat tramvay gibidir… Tam yer bulmuş, oturacakken bir de bakmışsın son durağa gelmişsin.” diyor.

Belirli bir yaşa gelmişsin, çocuklarının eli ekmek tutuyor artık oh diyecek durumdasın.

Sharbaro’ nun yer bulmuş, oturacaksın dediği durum bu.

Sıra son durakta.

Yani er kişi niyetine durumu.

Ben artık kesin karar verdim.

Hayata avucunu yala diyeceğim.

Son durağa girmeyeceğim .

Daha yaşım ne ki .

Hayatı seviyorum

Bu Pazar , kısmetse , ilk defa bir kız torunum olacak ve torunlar üçlenecek.

Bundan sonraki yaşamımda da  mutluluk beklentim devam ediyor.

Bilmem durumumu anlatabildim mi?

Sizlere de tavsiyemdir.

Siz de benim yaptığımı yapın.

Umudunuzu kaybetmeyin.

Hayata teslim olmayın

Hadi ama !!