Hep Bana Hep Bana, Auguste Comte

Bu gün ,haftabaşı söylediğim gibi, sporcu askerliğimi yazıp kışlama döneceğim.

Askerde spor yapmak özellikle top oynamak harika bir şey. Ancak bütün askerlikte olduğu gibi ya rütbeniz ya siciliniz yukarda olacak. Ben sicil nedeniyle takımın en yukarısındayım ya. İstediğim zaman atıyorum istediğim zaman tutuyorum, istediğimi oynatıyorum istemediğimi oynatmıyorum.Sanki takım içinde başbakan gibiyim. Tek farkımız benim arkamdan konuşuyorlar.Başbakanın arkasından konuşmak için ise SIKAAAR !

Ancak kendimi methetmek gibi olmasın maç sonuçları da iyi,sondan 3. olan Muhafızgücü Takımı olarak hızla orta sıralara yükseldik. Nasıl yuvarlak anlatıyorum değilmi? Sanki soğuk savaş dönemindeki Rus basını.

Malüm fıkradır. Bir Rus ve bir Amerikalı atleti koşturmuşlar. Amerikalı 1. gelmiş ertesi günü Rus medyasındaki haber;

Dünkü yarışta atletimiz büyük özveri ile koşmuş ve 2. olmuştur. Aynı yarışta koşan Amerikan atleti ise ancak sondan 2. gelebilmiştir.

Takımımızın Taktiği bizim Üniversite oyunlarında yaptığımızın aynı.  Takım 12 kişi olmasına rağmen oynayabilecek sadece 7 oyuncumuz olduğu için fazla yorulmadan ağır oynuyoruz. Al gülüm ver karanfilim sistemi karşı takımı da şaşırtıyor. Bize denk olan takımları 1-2 sayı farkla yeniyoruz. Büyük takımlarla oynadığımız maçlar da da yedeklerle oynayıp fazla asılmıyoruz. Bu iş beni sardı bir ara acaba teskere mi bıraksam diye düşündüm sonra Tabur Komutanımın Alay Komutanımın yanında nasıl esas duruşta durduğu aklıma geldi. Teskere bırakmamı onaylasalar bile rütbem hep güdük kalacak. Bir de uzun süre başta olanlar için Sosyolojinin Babası olarak adlandırılan Auguste Comte’nin 1800 li yıllarda söylediklerini düşündüm.

Doğulu önderler, milletlerinin başından ayrılmayarak her hükümetin temeli olan şu iki kanunu hakkıyla yapıyorlar: iyi yola götürmek ve kötülüklerden korumak. Bu asil hareket Ruslardan fazla özellikle Türklerde göze çarpıyor.

Ben de takımımı iyi yola götürmek ve kötülüklerden korumak istiyordum ancak bu işi de siyasilere bırakalım.

Ben 40 yıldır gündemde olup da siyasete inatla devam etmek isteyenleri şimdi anlamaya başladım. Allah Auguste Comte’den razı olsun.

Demek büyüklerimiz bize iyilik yapmak için o kadar uzun süre iktidarda kalmayı istiyorlarmış. Ancak sayın Başbakan partisini kurarken herhalde tecrübesiz olduğu için 3 dönem bir lidere yeter demişti. Şimdi mümkün olsa, Anayasa değişikliği ile uğraşmak yerine,” Liderler iktidarlarını, seçimlerden 1. parti çıktıkları sürece, ömür boyu sürdürürler” diye kendi Parti Tüzüğünü  değiştirirdi.

Ancak hepimizin bildiği gibi ” Demokrasilerde çare tükenmez” ve artık Sayın Başbakanımız ,teşbihte hata olmaz, Sümerbank çarşafı gibi enini boy yapıp Başkanlık sistemini devreye sokup yola devam etmek istiyor. Hep Bana  Hep Bana sistemi en güzel sistem.

Sosyolojinin babası ise maalesef sosyolojinin dedesi olmadan daha 59 yaşında çık sıkıntılı olarak hayata veda etmiştir. İyi günlerindeki söylemlerini uygulayan büyüklerime saygı ile duyururum.

O arada maçlar iyi gidiyor ama Selçuk daha sonraki ününü hak edecek şekilde davranışlarını daha da arttırdı. Artık alayın bahçesindeki umumi telefondan bazı işler karıştırıyormuş diye duydum. Karşıma aldım konuştum.  Psikolojosi bayağı bozuk çok açık görülüyor. Kimin söylediğini bilmediğim bir öz deyiş vardır.

”Deliler ve akıllı insanlar zararsızdır En tehlikeli insanlar, yarı deliler ve yarı akıllılardır.”

Tabii siz çok araştırmacı ve şüpheci okurlar olduğunuz için bu lafı acaba sadece Parsadan’a mı söyledim diye düşünmüşsünüzdür.

Siz böyle saçma sapan yazıları benim de biraz şehla oluşuma verin biraz da bu tanıma uyan etraftaki etrafta dolaşan büyük değerlerimize . Bulgar Atasözüdür

Delilere çan takmaya kalksalar, demirin kilosu yüz milyon olur.

Yarın kıtama dönüyorum ve askerlik The End

Biraz deli olmak güzel de ya sonrası