Homo Egoismus, Siyasi Yelpaze, 102 Türlü Yüzme Bilmek

Bu gün sabah oturduğum sitenin arayollarından kapıya doğru ilerliyorum. Birazda moralim bozuk, doktor tavsiyesi ile her gün kilometrelerce yürüyorum. Amaç problemli olan sağ ayağımı düzeltmek değil, sol ayağımı kuvvetlendirmek. İçimden gülmek geldi.Benim hayatım hep tek taraflı geçmiştir. Basketbol oynarken sol elle oynatmayı öğretmediler hep sağ elimi kullandım. Sağ elle topu 30 metre uzağa atardım, sol elle 3 metre atamazdım. Bir sakatlık geçirdim sakat ayağımı iyileştireyim derken biraz fazla iyileştirmişim. Sağ ayağımın üstünde 3 metre 20 cm ye sıçrıyordum, sol ayağımın üstünde 2,95 i geçemiyordum.

Şimdi sağ ayağımdaki problem nedeniyle yaklaşık 1.5 yıldır sağ elimle baston kullanıyorum ve sağ kolum gelişti. Arzu edenle bilek güreşi yapabilirim.

Bir tarafa ağırlık verirken diğer tarafı ihmal etmek veya uğraşarak amaçları daha ileri götürmek yıllardır sadece benim organizmamın değil ülkemizin de oluşumunun bir göstergesi. Kendilerini laik ve modern olarak tanımlayan ilerici toplum , ki ben de bu grubun içindeyim, benim hatırladığım son 55-60 yıl içinde insan olduğunu kesinlikle kanıtlayan işler yaptı. İnsan tarifinde, okuduğum üniversitede öğretilen, ” İnsan homo economicos ( ekonomik yaratık) dur ” derlerdi. Ben buna Minkeosolarak ayrıca homo egoismus eklemesi yapmak isterim.

Bu yazıda anlatmaya çalıştığım fikirlerin hepsi Minkeos’a ait olup benimle hiç bir alakası yoktur. Bu da biline !

İnsan davranışlarına örnek olarak laik ve Atatürk’ün izinde olduğundan zerrece şüphemizin olmadığı subaylarımızla başlayabiliriz.

Herkesin olduğu gibi benim ailemde de subay vardı.1950li yıllarda imkanlarının azlığı ve devamlı tayinler nedeniyle hiç bir aile askere kız vermek istemez memuru tercih ederdi. 1960 ihtilalinden itibaren yapılan iyileştirmelerle maaşları ile emeklilik ikramiyeleri ve  emekli maaşları yukarıya çekildi. Ülkenin en güzel yörelerinde konuşlanmış uygun fiyatlı Özel Eğitim ( Dinlenme) Tesisleri , kendilerine ait Alışveriş Marketleri onların emirlerinde.

Toplumun Atatürk ilke ve İnkilaplarına bağlı sivil kesimi ise dış güçler tarafından ülkemize ithal edilen İZM ler paralelinde siyasi yelpazeye yerleşti. Hepsi modern, ilerici ve özellikle Atatürk’ümüzün ilke ve inkilaplarına bağlı olduğunu iddia eden bu kesimler düşünceleri paralelinde merkez sol, ortanın solu , daha solu, en solu denebilecek bir yerleşim içine girdiler. Diğer taraftan sağ gruplar da  sağ, daha sağ, milliyetçi sağ gibi tanımlarla yelpazede yer buldular. Ülkenin bu kesimler dışında kalan ve benim ailem gibi  ülkesini seven hakiki inançlı müslümanların da içlerinde bulunduğu bir kesimi tamamen ihmal ettiler.

Ülkemizde dinin egemen olmasını isteyen ve çoğunluğunun dini, amaçları için kullandığı bir grupsabırla ve yaptıkları çok cocukla bir yandan 20 sene sonraki seçimlerde oy sayısını arttırmaya çalıştılar, diğer yandan da özellikle halkımızın az eğitimli ( cahil değil) olmasını fırsat bilerek kurduklarıyasal ve merdiven altı eğitimlerle kemikleşmiş bir oy miktarı sağladılar.

40 seneyi aşkın bir süredir sürdürülen bu faaliyetler sırasında ilk zamanlarda ülkenin %80 oyuna sahip olan değerli büyüklerimiz kendi hırs ve menfaatleri paralelinde yaptıkları partisel mücadelerdebizim yaşta olanların hatırlayacağı ” Köprüyü satarım, sattırmam ” gibi kayıkçı kavgaları ile gün geçirmiş bunun yanısıra hala varlığını devam ettiren bir değerli partimiz o günden bu güne kendi içinde yaşadığı kavgalardan bıkmamış ve ders almamıştır.

Bu günkü bloğumda özlü söz kullanmamayı düşünüyordum ancak bir anonim sözü hatırlatmadan geçemeyeceğim.

“Bir eşek 102 türlü yüzme bilirmiş de, suya düştü mü acaba hangi türlü yüzsem diye düşünürken boğulur gidermiş.”

O zaman söyle bakalım bundan sonra ne olacak diyenler için yarın devam edeceğim.