İhaleler, Kimler gelmiş kimler gelmiş, Byron

Geçen günlerde deniz filleri ve gezginci albatroslardan yola çıkarak yazdığım bloglarda değişik ancak anlamlı hayvan cinslerini yazmamın nedenini bu gün açıklayacağımı söylemiştim. Nedeni kısaca şudur.

Daha önce bir bloğumda yer alan sayın başbakanın ” Köprü ve Otoyol ihallerini tekrar masaya yatıracağız. Daha yüksek beklentimiz var.”demesini eleştirmiş ancak yasalara uygun olarak gerçekleştirilmiş bir ihalenin yok sayılmasının hukuken mümkün olamayacağını düşünüyordum. Ancak Başbakanın sözleri ile ’ fiyat düşük kalmış, eğer bu fiyata verirse vatanına ve halkına ihanet edermiş.’

Ben işim gereği bir çok ihaleye katıldım. Şartnameye şu değerden aşağı  teklif verilemez diye yazarsın herkes ihale öncesi bilir, veya ihalede uygun teklif gelmezse devlet ihaleyi tekliflerin açıldığı gün yenileme hakkına sahiptir dersin iş biter.

Sen ihalenin sonucunu bekle, istediğin firma ihaleyi almazsa çömlek patladı de.

Şu an iddia ediyorum , teklif verilmiş veya ihale bağlanmış ancak henüz çalışmaların başlamadığı tüm ihaleleri tekrar yapın, kesinlikle mevcut fiyatın üstünde veren bulursunuz.

Ancak bakan tarafından bu ihalenin yenileneceğinin açıklanması bence artık ülkenin nerelere gideceğini açıkça göstermiştir. Bu günden sonra hiçbir konuda yasa masa olmayacaktır. Yapılan görüşmelerin hepsi kandırmacadır. Karar verilmiş harita yeniden çizilmiştir.

Anayasa halkın isteğine uygun olarak referandum sonrası belirlenecek özellikle büyük şehirlerde yaşayıp, iktidarın görüş ve isteklerinin dışında bir hayat isteyenler, hayatlarını, kısa vadede çok kısıtlı mekanlarda orta vadede de evlerine çekilerek sürdüreceklerdir.

Alanlarda toplanıp bayraklar açarak yapılan mitingler  insanlara hoşça vakit geçirmekten başka bir işe yaramayacaktır. Bu güne kadar Atatürkçü bir çizgide olan değerli vatandaşlarımız, ordumuzun bu kadar teslimiyatçı olmasına muhtemelen çok şaşırmaktadırlar.

Ancak Minkeos olarak bir uyarıyı yapmayı gerekli görüyorum .

Halkım dediği, çük siyaseti ile sayısal üstünlük sağlayan insanlara pek güvenilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü çüküm  nedenlerle  ileri gidenler zaman içinde götün götün de geriliyebilir.

Zaten ülke o kadar tahrip edilmiştirki bu günkü iktidar görevi bıraksa yerine kim gelirse gelsin bu durumun düzelmesi mümkün değildir.

Ülkenin katma değer yaratan her türlü değer ve zenginlikleri ya satılmış, ya da yap işlet devret modeli ile peşkeş çekilmiştir.

İnsanların giyimleri,saç sakalları davranışları ve söylemleri anayasal haklar yaldızı altında güvenceye alınmış ancak ordu mensuplarının çoğu halen hükümlü veya tutuklu olarak ceza evlerinde çile doldurmaktadır.

” Bir devleti kurmak için bin sene ister, yıkmak için ise bir saat kafidir.”  diyor George Gordon Byron  (22 Ocak 178819 Nisan 1824) ( (22 Ocak 178819 Nisan 1824)

Bu gün ülkemize dışardan bir tehdit gelse veya hiç istemediğimiz bir işgal söz konusu olsa ben yurdumuzu korumak için cansipare çalışanlar kadar ” Aman aman kimler gelmiş kimler gelmiş ”diye karşılama ekibi kurabilecek insanların olabileceğini de düşünüyorum. Basının bir kesiminin Türk kelimesini bugün Türkiye kelimesiyle hemen değiştirmelerini şaşkınlıkla izliyorum.

İşte bu nedenle bu günden sonra siyasi bir yazı yazmayacağımı siyasileri sadece analizlerimde insan grubu olarak değerlendireceğimi ifade etmek istiyorum.

Ancak son defa da olsa MÖ 427 – MÖ 347 yılları arasında yaşamış Eflatun‘un bir görüşünü aktarmadan geçemeyeceğim.

” Milletin kendini yönetecekleri doğru seçebilmesi için iyi eğitim görmesi şarttır. Bu sağlanamazsa güzel sözlü demagoglar, kötü de olsalar, başa geçebilirler. Oy toplamasını bilen herkes devlet idare edemez.”