Milli Duygular, Peyami Safa

Ben onu  bilir onu söylerim

Hayatta bir  kadere bir de yalana inanacaksın

Veya inanmayacaksın

Habere bakarmısınız?

Muğla’da bir ay önce evlenen 22 yaşındaki Reşide Karataş, Muğla manzarası önünde eşine poz verirken uçuruma yuvarlanarak öldü. Reşide Karataş önceki akşam eşi Coşkun Karataş ile yukarıdan Muğla’yı seyretmek için Karşıyaka Mahallesi’ndeki Asar mevkisine çıktı. Burada bir süre manzarayı seyredip sohbet eden karı-koca, Muğla manzarası önünde birbirlerinin fotoğraflarını çekmeye başladı. Coşkun Karataş eşinin fotoğrafını çektiği sırada karanlıkta arkasındaki boşluğu fark etmeyen genç kadın, bir anda uçurumdan 75 metre aşağıya düştü. Ağır yaralı olarak ambulansla hastaneye kaldırılan talihsiz kadın, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı.Peyami_Safa

Yani bir şehirde oturacaksınız

Sonra oturduğunuz şehirde evleneceksiniz

O şehirde yaşamanıza rağmen eşinizle Muğlayı yukardan seyretmek için kör karanlıkta, herhalde daha önce hiç çıkmadığınız, Asar mevkisine çıkacaksınız.

Burada bir süre manzarayı seyrettikten sonra gece karanlığında fotoğraf çekesiniz gelecek. Erkek karısının fotoğrafını çekerken kadın , nasıl bir poz veriyorsa, karanlıkta arkasındaki 75 metrelik uçurumu görmeyecek ve cup aşağı

Bence bu haberi geçen haberciyi bir odaya sokup bu haberi üst üste 250 defa kendisine okutturup  soracaksın

Bu haber sana  mantıklı geliyormu diye

Adam ( veya kadın) sanki haber yapmamış da ölen kadının kocasının polisteki açıklamasını yazıya taşımış

Hadi habercinin tecrübesizlik veya başarı isteği nedeniyle haberini böyle sansasyonel bir yapıda gazeteye getirdiğini varsayalım

Bu haberin  gazetede yayınlanmasını onaylayacak olan, her halde tecrübeli, bir Yazı İşleri Müdürü var

” Tecrübe yaşlanarak değil yaşayarak kazanılır. ”   diyor usta gazeteci  Peyami Safa.

Herhalde Müdür pek deneyimli değil ki ”  Oğlum sen emniyete git olayı takip et sonra yayınlarız”   demiyor.

Herhalde yalan o kadar içimize yerleşmiş ki artık onunla birlikte yaşamaya alışmışız.

İki gün önce İstanbul Olimpiyat Stadında bir milli maç oynadık. Maç başlamadan bir saat önce 76.092 kişi kapasiteli stadda kendi bilet alarak gelen seyirci sayısı sadece 106 idi.

Maçın moderatörü ve maç öncesi konuşan değerli gazeteci ve spor yorumcuları seyircinin gelmemesini , suya sabuna dokunmadan  , açıklayacak kelime ve sözleri bulmak için ne taklalar attılar.

Çok iyi bir reklam veya tanıtım yapılmamış

Bundan önce 8 sene evvel sadece tek milli maç oynanan bu stadyum yer olarak seyirciye ters geliyormuş

Çok rüzgar alan bir saha olduğu için top kontrolü çok zormuş bu nedenle keyifli bir maç izlenemiyormuş

Hepsi yalandır

Uğraşa uğraşa , ülke insanını böle böle artık milli duyguları olmayan bir ülke yaratıldı.

Emeği geçenleri kutlarım

Hepsine helal olsun