Mısır ve Ayçiçeği

Bu gün , nedendir bilmem , aklıma İlkokul 5. sınıf arkadaşım Fıstıkçı Rıdvan Abi  geldi.

Nereden nereye.download

Beraber çalıştığımız bir hanım kızımızın yüklediği resimde birini İlkokul 5. sınıfta vekil öğretmen olarak gelip bize İlkokulu bitirtip diploma veren Ümran Hoca ( Yorulmaz ) ya benzettim.

Acaba onun kızımı diye düşünürken anılar beni aldı başka yerlere götürdü.

Sınıfta bizden epeyce büyük iki öğrenci vardı.

Biri Aslan biri de Rıdvan Abi.

Her ikisi de sakal traşı olup okula gelirlerdi.

Rıdvan Abi muhtemelen Ümran Hoca’dan da daha yaşlı idi.

Rıdvan Abinin hayatımızda önemli yeri vardı çünkü lastik tekerlekli bir el arabası vardı.

Fakir bir ailedendi bu nedenle çalışmak zorundaydı.

Kışın , muhtemelen annesi ,  bir kazan içinde mısır haşlar ve satma işi de Rıdvan Abi’ ye kalırdı.

Üsküdar vapur iskelesinin kenarına park eder ve haşlanmış mısır satardı.

O zaman şimdiki gibi seyyar satıcılara saldırıp arabalarını alan kıran Belediye Zabıtaları yoktu.

Biz  de başkasını tercih etmez iskeleye gider ondan mısır alırdık.

Mısır zamanı bitince de iş kabuklu fıstık satmaya gelirdi.

Biraz da kabak çekirdeği satardı ancak asıl ürün fıstıktı.

Onun için Fıstıkçı Rıdvan diye tanınırdı.

Nedendir bilmem o yıllarda Ayçiçeği pek ortada yoktu.

Bu günkü gibi oturduğu yeri Ayçiçeği kabuğu dağlarına çevirip sonra kalkıp giden sözde insanlar da yoktu.

Bütün bunları neden yazdım diye düşünüyorsanız.

Nedeni ne mısır, ne kabak çekirdeği , ne ayçiçeği ne de Rıdvan Abi’ dir.

Nedeni insan kalitesidir.

Konusu ise bizim gençliğimizdeki fıstık ve kabak çekirdeği kabuklarını kese kağıdına koyup çöpe götüren insanların yerini alan günümün  insanı.

Ellerinde son model telefon evlerinde en kaliteli bilgisayarlar.

Çekirdek kabukları ise gözün gördüğü her yerde.

Bernard Shaw demiş ki

” Bir milletin ahlakı dişleri gibidir. Çürüdüğü nisbette acısını hisseder. ”

Bu acıyı ülkemizde yaşayanların hissetmesini sabır ve ümitle bekliyorum.

Bilmem ömrüm yetecek mi?