Mızıka ,Sevgi Gözüyle, Geçmese yıllar

Bu günkü yazım biraz duygusal olacak. Biraz çocukluk, biraz yaşlılık biraz gerçekler biraz hayal gücü. Azıcık daldan dala azıcık kelalaka.

Benim burcum İkizler. Bu burç çok ilginç bir burçtur. Herşeyi en uçlarda yaşar. Zeka seviyesi çok yüksektir akıl seviyesi tartışılır. Çift kişilikli derler bence yanlıştır kişilik tektir uygulama çift kişiliktir. Genellikle hercai, evlenmeye pek yatkın olmayan her sıkıntıda ceketi alıp evden kaçacak hissi veren bir yaradılıştadır.Bir şeyi anlatırken başka bir konuya geçer, sonra başka bir konuya sonra toplar ama dinleyen çoktan gitmiştir. Genellikle söylediklerinden şaka mı yapıyor ciddimi söylüyor pek anlayamazsınız. Laf aramızda biraz da toplum içinde esprili ve ağzı laf yapan biri olarak kabul edildiği için yapılarında biraz kendini beğenmişlik de vardır.

Daha önceki yazılarımdan takip edenler bilecektir. İlk duygusal kıpraşmam karpuzcuda bitmişti. Ama ben yılmadım.

Kuzenlerimden biri ben Alman Lisesinde okurken o da  Avusturya Lisesinde okuyordu. Benden 2-3 yaş büyüktü. Avusturyadan bir bayan mektup arkadaşı vardı. Onu bir yaz İstanbula davet etti. Kız da geldi. Kız herhalde benim yaşlarımdaydı. O zamanlar özellikle uzun boylu olduğum için  kızlar tarafından çok takdir edildiğimi düşünüyordum. Ne ise kuzenle beraber kızı gezdiriyoruz. Ama kız o kadar güzelki elini sıksan bir daha elini yıkayasın gelmiyor. Bir gün denize gitmeye karar verdik. Aksarayda kalındığı için Florya Plajına gideceğiz. Trene bindik Florya Plajına geldik. Göbek içeri göğüs dışarı her yaştan Türk erkeğinin hayran bakışları altında Plaja girdik. Deneyimimdir  erkek, isterse bizim gibi 100 yaşına gelsin, güzel bir bayan görürse içgüdüsel olarak karnını içeri çeker. Ne ise güvenlik tedbirlerimiz altında misafirimizi yüzdürdük. Dönme saati geldi . Trenler çok kalabalık. Zar zor içeri girdik. Misafir koruma programımız aynı hızla devam ediyor. Birden bir mızıka sesi duyuldu. Oturanların içinden bana göre fevkalade çirkin, eğri büğrü bir genç, kızımızın gözlerine baka baka mızıka çalıyor ama kusursuz çalıyor. Misafirimiz çok etkilendi çocuğun yanına gitti. Tren Aksaraya geldi kız inmek istemedi ne dedikse olmadı biz indik o devam etti. Ertesi gün döndü hiç bir şey söylemedi bir daha da gitmedi.

O gün beni çok kızdıran bu olay zaman içinde yaşadıklarım nedeniyle misafir kızımızı anlamaya beni itti. Bana çirkin görünen genç  ve uygunsuz gelen davranış acaba doğrumuydu?

Eğer sevgi gözüyle bakmak yerine günlük gözünüz ile bakarsanız bir çok olayı çözümsüz bırakmaya adaysınız demektir. Yaşamınızın her safhasında size nasıl davranmanız gerektiğini söyleyen akıllı insanlar olacaktır. Hiç bir konuda eğitimi olmayıp her konuda fikri olan tonlarca insan hemen yanıbaşınızdadır. Hiç evlenmemiş veya hiç çocuğu,  özellikle çocuk sevgisi olmayan insanların ’ Çocuklarına çok yüz veriyorsun ’ diyerek kurdukları cümleler hepimiz için acımasızca sarfedilir. İnsanların ne dediği değil nasıl dediği de çok önemlidir. Ama derideki bir kızartıyı başkasında olunca sivilce kendinde olunca kan çıbanı diye anlatan bazı insanlar , hayatın hiç bir safhasında sevgi gözüyle dünyaya bakmadıkları için hayatı gerer de gererler.

İşin ilginci nedir biliyormusunuz dostlarım hayatlarını hep kıskançlık, kin,sevgisiz ve genellikle arkadaşsız geçiren bu değerli dostlar  bu dediklerimi bizim iyiliğimiz için yaptıklarını ağızlarından hiç düşürmezler.

Ben son 3 yıl içinde önce eşimi kaybetmem daha sonra bel ve beyin sinirlerinin  karma sıkıntısı nedeniyle bir ayağımı tam kullanamam nedeniyle epey sıkıntılı günler geçirdim ve dostlarım beni morallendirmek için ellerinden geleni yaptılar. Geldiler arabayla gezdirdiler , yedirdiler içirdiler. Devamlı ellerini üstümden eksik etmediler. Bir gün ’ İstediğin bir şey varmı’ dediler. ’ Var’ dedim ’ Yalnız kalarak denizde taş sektirmek istiyorum.  Beni beklemeyin ben bir şekilde umumi vasıtaya biner dönerim.’

İnsanlar yaşlandıkça üstlerindeki baskı azalır diye düşünenler olabilir. Maalesef önce çocuklarınız sonra sizi kimselerle paylaşmak istemeyen sevgili arkadaşlarınız sizi öyle bir kontrol altına alırlarki nefes alamazsınız. Öyle ya ununu elemiş, eleğini asmış insanlar  olduğunu devamlı söyleyerek şuur altında iz bırakan bu değerli dostlar her gün 24 saat  ilaçlarınızı alıp almadığınızı, nereye gittiğinizi, ne yiyip ne içtiğinizi günümüzün iletişim teknolojisi ile dünyanın her tarafından , bizim iyiliğimiz için ,takip ederler.

Bu durumdan kurtulmak için belki geçmese yıllar demek ister insan. Ancak bu çözüm değildir istesekte istemesekte zaman geçecektir.

Ben önümüzdeki günlerin ben ve benim kuşağıma çok daha mutlu günler getireceğini umuyor ve bunu hem bekliyor hem istiyorum.

Elimde Mızıka içimde sevgi gözüm

Çok mu?