Muhalefet, Aziz Yıldırım, Sayın Başbakan

Bence insanların en mutlu olduğu yıllar doğumu ile Tahsil hayatının sonuna kadar olan zamandır. Bizim zamanımızda bu süre içinde insanlar aileleri ile birlikte ekmek elden su gölden yaşarlardı. Daha sonra anlattığım dönem içinde ailesinin onayı ile arkadaşları ile ev tutanlar da olmuştur.

Ancak meslek sahibi olduktan sonra büyük yarış başlar. Hem çalıştığı işte statü hem de para kazanmak ihtirası, insanları ,kendilerinin bile farketmediği bir şekilde, değiştirmeye başlar.

Yıllar geçer  bu değişime uğrayan insanlar  bir şekilde bir yerlere gelirler.  Bu anlattığım kişilikler mesleklerinde ilerledikçe ve üst düzey görevlerde bulundukça kendisinden nemalanan şak şakçıları da artar. Zaman içinde öyle bir durum oluşurki eski tabirle ’ Mağrur olma padişahım senden büyük allah var’ diyebilecek hiç bir kimse kalmaz. Kapalı devre televizyon yayını gibi kendi söyler kendi dinler hale gelir. Bu durumu en güzel siyasette görebiliriz. Her Salı günü parti liderleri kendi gruplarına yaptıkları konuşmalarda eser gürlerler. Bol alkış onlara haftanın diğer 6 günü için de hırs ve kuvvet verir.

Bu havaya giren insanlar zaman içinde kendilerinin kusursuz olduğuna öyle bir inanırlarki kendilerine muhalefet eden insanları peşinen suçlu ilan etmekten hiç çekinmezler. Bu değerli insanların bir de bana göre şöyle bir kusurları vardır. Bazen balık hafızalı bazen fil hafızalı olurlar. Yani bazı yaşananları hiç hatırlamazlar bazılarını ise hiç unutmazlar.

Örnek olarak Sayın Aziz Yıldırımı ele alalım. Bu güne kadar Fenerbahçe Kulübü için yaptıkları Bülent Ersoyun lafı ile ’ Fevkaladenin fevkindedir’. Ancak bugün, arkasındaki şakşakçıların etkisi ile, gelen her türlü eleştiriyi kendisine saldırı olarak kabul edip olayları devamlı aynı yere bağlamaya çalışmaktadır. Bu davranışını tekrar gözden geçirmesini önemle tavsiye ederim. Bu kavgacı ve uzlaşmaz tutumundan vazgeçerse bence kulübüne tekrar çok faydalı işler yapabilir. Ayrıca maçların devre arasında soyunma odasına gitme huyunu da artık bırakmalıdır.

Yukarıda anlattığım hususlara aynı şekilde tepki gösteren biri de sayın başbakandır. Ancak ben yukarıda ifade etmeye çalıştığım balık ve fil hafızası problemlerinin bende de başladığını düşünüyorum. Özellikle sayın başbakanın balık hafızası ile yaşadığı bazı olayları ben fil hafızası ile izledim.

Herhalde hatırlarsınız sayın başbakan ilk iktidara geldiğinde öncelikle konuşmalarında ‘  Lojmanlar,görkemli  makam arabaları gibi lüksler bizim dönemimize yakışmıyor ’ demiş ilk iş olarakMilletvekili Lojmanlarını satarak işe başlamıştı.

Bir de bu gün geldiğimiz yere bakın

Ben daha çocukken İngiltere Kraliçesi için üzülürdüm. ’ Yahu ’ derdim ’ Kraliçe ama herhalde tek başına tuvalete gidemiyor  yanına muhakkak bir yardımcı veriyorlardır.’

Şimdi ise kendimin sayın başbakandan daha şanslı olduğumu düşünüyorum. Benim belki 150 kişilik koruma ordum , seyahatlerde cep telefonunu engelleyen bir Jammer düzenim yok bu nedenle

1 – Arayan her kişi bana ulaşabilir

2 – Evimin önünden kendi iradem ve insanların birazcık yardımı ile umumi vasıtalara binip hür olarak gezebiliyorum.

3- İstediğim zaman yanımda kimse olmadan tuvalete giderim

4- Tek başıma yıkanır , kese yaparım.

Eğer sayın başbakan bu yazımı okursa eminim içi gidecek ve hani bana , hani bana diyecektir.

Böyle bir hayata özlem duymadığını çok iyi bilirim. Ama bana inanmasını çok isterim.

Temiz olmak güzeldir ve herkes tarafından denenmelidir