Nur Danişmend

Kadıköyde oturup Galatasarayda oynayan ünlü 3 basketbolcu bilirim. Biri Hüseyin Kozlucadır, diğeri  Ersan Ağbi. Sonuncusu ise  Nur Danişmend   Daha önceki yazılarımda Anadolu Yakasında oturan kişilerin genellikle Kadıköy Kulüplerinde oynadığını ifade etmiştim.
Hüseyin Kozluca Eminönündeki Kozluca Hanın sahibi olan varlıklı bir ailedendir. Hayatında hiç çalışmamış kira geliri ile hayatını sürdürmüştür. Ersan Ağbi ise o kadar çok sıçrardı ki topu potaya aşağı doğru atardı. Onu maalesef genç yaşında kaybettik. Nur Danişmend ise  köklü bir aileden gelmektedir.
Kendisi bir kaç gün önce anlattığım Ömer Kavur jenerasyondan olup benden 3 yaş büyüktür. İ.Ü Tıp fakültesini bitirmiştir. Kendisi ile Basketbol Liginde F.Bahçe G.Saray maçlarında karşı karşıya, Üniversite oyunlarında İstanbul Üniversitesi takımı olarak birlikte oynadım.
Bundan evvelki yazılarımda Kadıköyde yaşayan sporcular Fenerbahçe, Modaspor veya Kadıköysporda oynar diye yazmıştım. Orta halli ailelerin çocukları olan sporcular diye düzeltmem gerekir mi bilmiyorum.
O seneleri yaşayanlar bilirler İstisnalar hariç Galatasaraylılar biraz daha varlıklı ve elit insanlardır. 2007 yılında vefat eden Dericiler Konfederasyonu Başkanı Turgut Koşar ben oynarken Galatasaray Genç takımının kaptanıydı. Bir GS FB maçı sonrası beni bir şey içmek için evine davet etmişti. Teşvikiyede Spor ve Sergi Sarayını gören bir evde oturuyordu.Belki evin salonu bizim evin bütünü kadar büyüktü.
Bana Emin mutfağa gel dedi evde mutfağı zor buldum. Tamam biraz abarttık.Neyse biz anlatmak istediğim anıya dönelim.

Nur Danişmend
Nur Danişmend

Sene zannediyorum 1965. Basketbol Türkiye Şampiyonası için Ankaraya gittik. O turnuvaya İzmirden Altınordu katılıyor. İlk defa 2 tane Amerikalı oynatıyorlar. İstanbul Teknik Üniversitesi ( İTÜ ) takımı da çok kuvvetli. O gün biz Altınordu ile oynayacağız. GS  İTÜ ile. Sabah bir haber yayıldı.
Teknik Üniversiteli bir idareci küçük yaşlardaki bir kıza tacizde bulunmuş diye. Sonra haberin palavra olduğu anlaşıldı ama GS takımı maça alt eşofmanlarını çıkarmadan başladı. Muhtemelen Türkiyede ilk ve tek uygulamadır. Maç zannediyorum bir bayram günü oynanıyordu.Takımlar gerildi.
Maçın son anlarında tartışma çıktı. Birden Nur koşarak geldi ve zıplayıp 2.14 boyundaki Hüseyin Alp’ ın kafasına elindeki küçük Türk Bayrakları ile vurdu. Bayraklar kırıldı. Hüseyin Alp döndü , Canı acımamış ama çok kızmıştı.
Nur onun suratını görünce soyunma odasına doğru kaçtı. Orada 5-6 tane sıra tuvalet vardı. Ben Milli Takımda aynı odada yatıyoruz hatırım vardır diye hemen Hüseyin Alp’in beline sarıldım. Ama gücüm yetmiyor. Tuvaletlerin önce altından bakıyor sonra  kapısını tekmeyle açıp Nur’u arıyor. 2-3 kişi daha yardıma geldi zar zor tuttuk ve son 2 kabin öncesi onu tuvaletten çıkardık.

Tuvalette yalnız kalınca son kapıyı açtım. Baktım Nur alafranga tuvaletin üstüne tünemiş. Gitti mi ? dedi. Gittiğini görünce İçeri girseydi gününü görecekti dedi.

Aradan yıllar geçti kendisini hiç görmemiştim.  Yeğenimiz İlke  çok küçüktü ve önemli bir ameliyat olacaktı. Zannediyorum Cerrahpaşa Hastanesindeydik. Kapıdan girerken Nur’u gördüm. Elinde bir simit. Espri yapmak Ata sporumuz ya. Gördün mü Nur hala sade simite talim ediyorsun biraz çalışsaydın da yanına peynir koysaydın. dedim gülüştük.

Sonra ameliyat bitti . Yeğenin odaya gelmesini bekliyoruz. Hoca ameliyatı bizzat kendi yaptı dediler. Hoca kim dedim. Profesör Nur Danişmend dediler.

O günden bugüne Nur’u tekrar göremedim.

Takip edebildiğim kadarı ile bir hastanenin Çocuk Cerrahisi Bölümünde hala görev yapıyor.

İnancıma göre insanların birbirlerini sevmeleri için çok popo popoya olmalarına gerek yoktur. Nur Danişmend belki çok yakın bir dostum olmadı. Ama böyle bir insanı tanımaktan ve hayatımın belirli bir döneminde yollarımızın kesişmiş olmasından gurur duyuyorum.

Sağlık ve başarılar Hocam