Organ Bağışı

Dün bir televizyon kanalında yer alan ” Organ Bağışı ” adlı film nedeni ile Pazar yazımı bu konuda yazmak istedim.

Özellikle ailemizde yaşanan üzücü 9 yıllık diyaliz  süreci beni bu yazıya yönlendirdi.

Konunun teknik tarafı ve İstatistik bilgileri  İnternette detaylı olarak görülebilir.

Benim değineceğim konu biraz farklı.emin kemal özer

Ülke insanının konu ile ilgili olarak yaptığı tespit ve uygulamalar.

Önceliği donöre  ( Bağışlayıcı ) veriyorum.

Türkiye’ de sadece böbrek bekleyen yaklaşık 70.000 böbrek hastası var.

Bu sayının 2011 yılında 115.000 kişi olacağı tahmin ediliyor.

Fakat donör sayımız sadece milyon kişide 2  yani  70 milyonda sadece 140 kişi.

Bir de önemli gördüğüm konu organ bağışlama

Özellikle medyanın karşısına çıkıp organlarını bağışladığını cümle aleme duyuran sanatçılar , iş adamları ve siyasiler

Kartlarını kameralara sallayan değerli kişiler

Hepsi palavradır.

Çünkü vefat halinde organ bağışına karar veren aile olacaktır.

Onay verilmezse organın alınması mümkün değildir.

Konunun bu tarafını da bilmekte yarar vardır.

Yapılan çalışmalarda ülkemizde her yıl organ bağışlayan kişilerin azaldığı görülmektedir.

Ayrıca yapılan anketlerde organ bağışına hayır diyenlerin  %78 i dini nedenleri ileri sürmektedirler.

Halbuki Diyanet İşleri Başkanı Organ Bağışının İslam dinine göre hiçbir sakıncasının olmadığını açık ve net olarak ifade etmiştir.

Bence organ bağışındaki bu isteksizliği , yapılan uygulamalar nedeni ile insanlarımızı din, dil ve etnik mezhepler nedeni ile ayıranların, biz siz diye toplumu bölenlerin  körüklediğini de kabul etmek durumundayız.

Ancak bilinmelidir ki organlar tamamen ilmi ,  düzgün ve objektif koşullar dahilinde uygun hastaya tahsis edilmektedir.

Kafa karışıklığını ortadan kaldırmak ve Organ Bağışına çıkar düşünmeden destek vermek bütün hükümetlerin zorunluluğu olmalıdır.