Özel Teşebbüs, Mehmet Özer, Tülin Şahin

Ben şirketi tanıma dönemini bitirdim. Bana Muhasebede görev verdiler.

Çalışmaya başladım ancak Basketbol hayatım da sürüyor. Şimdi 1. Kümede İstanbulsporda oynuyorum.Haftada 2 defa iş çıkışı İstanbul Erkek Lisesinin salonuna gidiyorum. Ayda 800 lira veriyorlar. Eşim de okulu bitirdi işe başladı. Kendisi Fen Fakültesi Zooloji Botanik Kısmından mezundu. Yani Lise Biyoloji Hocası olacaktı. Ona da iş ararken Sosyal Sigortalar Kurumunda Müdür olarak görev yapan babamın bir kuzeni Sigortada çalışmasını teklif etti. O kuzenin oğlu yani benim 2. derece kuzenim şimdi manken Tülin Şahin ile evli. Aramızda çok yaş farkı vardır. Çok uzun zamandır görüşmediğimiz için ben onu tanırım o beni tanımaz.

İş teklifini hemen kabul ettik. Bizim işe girdiğimiz tarihlerde Devlet önce para verip sonra çalıştırırdı Özel Teşebbüs ise once çalıştırır sonra para verirdi. Şimdi devlet nasıl ödüyor bilmem ama özel teşebbüsün önce çalıştırıp sonra, ama çok sonra ödediğini veya istersin dediğini biliyorum. Eşime brüt 1165 lira maaş verdiler. Neti  920 lira falandı.O zamanlar çalışanla bir akit yapılmadığı için maaşımı bilmiyor ay sonunu bekliyorum. Ancak Genel Müdür hısım olduğu için beklentilerim büyük. Zaten bu durum şirkette öğrenilmiş millet bana pek selam vermiyor. Öğrenilmesi de şöyle.

Ben Cuma akşamı idmana gidiyorum. Yaz idmanı olduğu için epey ağır. O zamanlada Cumartesi günü öğlene kadar çalışılırdı. Yemek de vardı. Millet o gün çocuğunu falan da getirirdi. Yönetim de o gün lagara lugara  olmasın çalışılsın diye uğraşırdı.Ben bir Cumartesi yorgunluktan masada içim geçmiş şekerleme yapmaya başlamışım. O sırada Genel Müdür gelmiş . Arkadaşlar beni uyandırmak için hamle yapınca ’ Bırakın biraz uyusun’ demiş ’ Yaz idmanı yorar’. Askerliğini yapmadan işe giren tek kişi olduğum için zaten antenler çalışıyor. Bir süre benimle samimiyet kurmadılar. Hatta işveren ispiyoncusu olduğumu düşünenler oldu.

Ay sonu geldi. Büyük bir hevesle zarfımı aldın ve paraları saymadan evvel bordroma baktım. Brüt 900 lira yazıyordu. Hemen Genel Müdürden aldığım kuvvetle Personel Müdürünün kapısını çaldım. ’ Ben evlilik hazırlıkları yapıyorum. Evin erkeği olarak eşimden daha çok maaş alacağımı düşünüyordum. Ancak benim brüt maaşım onun net maaşından az’ dedim. O zamanlar müdürler çok anlayışlı idi herhalde. Ben Müdür olsaydım o günkü kafamla itiraz edene ’ Sen zaten askerliğini bile yapmamışsın şirkette ne kadar çalışacağın belli bile değil , maaşını beğenmiyorsan git sen de eşinin yanında çalış ’ derdim herhalde. Halbuki Personel Müdürü bana sadece şunu söyledi ’ Bizim standart uygulamamızda 3 ay deneme süresi var bu maaş bu 3 ay için, sonra başarına ve çalışacağın departmana göre maaşın yeniden belirlenecek.

Bizim evlilik için 3 ay bekleyecek halimiz yok. Servis, Personel Müdürü Leventte oturduğu için Leventten başlıyor, Mecidiyeköy, Şişli Aksaray ,Halıcıoğlu Fabrika yapıyor. Sonra bir otobüs daha alındı ve Levent ve Aksaray adı altında 2 ayrı güzergah oldu. O sırada serviste bir başka ustabaşı ile tanıştım. Eşi gelinlik dikiyormuş hemen birbirimize ısındık.

Şimdi maaşlar belli oldu ama oturulacak ev ortada yok. Toptan alınan para ödenir, ödenmez ona güvenemezsin. Toplam paramız 1600 lira. Ev eşimin işine yakın olsun istiyorum. Cumartesi günleri öğleden sonra dolaşıp ev bakıyoruz.Ancak Levent Zincirlikuyu bizim imkanlarımızın çok üstünde. 1200 -1300 Lira aylık kira istiyorlar.

Gene bir Cumartesi kafayı yemek üzereyiz. Zincirlikuyuya kadar geldik. Tam anacaddede Tofaş Hanın yanında bir apartman dikkatimi çekti. Çatı katında kiralık yazıyor. Hiç ümidimiz yok ama gene de bir bakalım dedik. Kapıcının ziline bastık. Evi görmek istediğimizi söyledik. Kapıcı bizi en üst kata çıkardı. 2 oda 1 salon harika bir ev. Büyük bir de terası var. Kaça diye sorduk. ’ 950 lira ama bir de yakıt parası var. Ev sahibi de oturduğu için kalorifer kışın gece gündüz yanar’ dedi kapıcı. Yani sizin anlayacağınız olacak gibi değil. Biraz işi gırgıra vurup kaçalım diye ’ Biraz tavanlar alçak birazda kira gücümüzün üstünde ’ dedim.’ Doğrudur, evet tavan alçak diye’ diye bir ses geldi.Meğer ev sahibi kapıya gelmiş bizi dinliyormuş. Çok kısa boylu bir adam.Tanıştık işi gümrük komisyonculuğu imiş. O da bizim gibi askerliğini yapmadan evlenmiş. ’ Sizi sevdim ’ dedi ’ Yeni evlenenlere yardım etmek lazım. Kirayı 650 lira yapıyorum’ ‘Yakıt’ dedik.Ben ısınmak için zaten kazanı yaktırıyorum. Sizin bir şey ödemenize gerek yok’ Sizin anlayacağınız biz laf olsun diye girdiğimiz evden gücümüze uygun kira +yakıt sevinci ile çıktık.

Bu gün pek şirketle ilgili yazamadık. Bu nedenle sizi güldüreceğine inandığım bir anı ile bu günü sonlandıralım.

Ambarlarda bulunan her türlü malzemenin reyoncusu ayrı. Örneğin vidalara ve diğer bağlantı elemanlarına biri bakıyor. Kutu ve ambalaj malzemelerine bir diğeri. Madeni yağlara bakan reyoncu arkadaşımızın ise çok değişik bir tiki var. Karşısındaki ne yaparsa onu yapıyor. Özellikle soyunursa o da soyunuyor. Soyunurken şimdiki gençlerin kullandığı kalk git benzeri bir şey söylüyor. Ancak çıkarma sırası pantolona gelince karşısındakine anasının ne kadar değerli bir insan olduğunu çok açık ve net olarak ifade ediyor.

Bie Cumartesi ben de ambarda iken Sayın Genel Müdür ambara geldi. Yağcı ile konuşurken birisi Genel Müdürün arkasına geçti  iş önlüğünü çıkardı. Yağcı da çıkardı.Sonra üstündeki gömleği. Yağcı onu da çıkardı. Bir yandan da kalk git diyor . Baktım diğeri  atleti de çıkarıyor.Belliki sonunda iş pantalona gelecek Hemen Genel Müdüre döndüm. Sayın Genel Müdürüm’ dedim ’ Gelin başka bir reyona gidelim, çünkü ben biliyorum atletten sonra sıra aile hayatına gelir.’

Biraz şirket ile ilgili hafızamızı zorlayıp anılarımızı gözden geçirmek için 2 gün araverip değişik alanlarda yazmayı düşünüyorum.

Bu 2 gün sonunda Emaye- Montaj kısmında olacağız. Söz