Hüseyin Kozluca

Basketbol ile ilgili anılarım aslında İnsan hayatından bir kesit. Anlattıklarım ise genellikle 50 yıl öncesinden oluyor. Amacım yaşı bana yakın okurları o günlere götürmek genç okuyuculara da babanız veya dedeniz de bu gün koltukta bastonu ile oturan ak sakallı değil onlar da zamanında tıpkı sizin gibi canlı ve hayat doluydular mesajı vermek.

Ben ilk zamanlar Fenerbahçe takımında yer alıp da GS taraftarı olan tek kişiydim. Sonra Hüseyin Kozluca GS den bize transfer oldu. Futbol maçlarına beraber gider GS tribününde oturur GS GS Cimbombom diye bağırırdık. Fener seyircisi de bize yuh çekerdi. Sonra GS ve FB li taraftarlarla birlikte Mithat Paşa Stadyumundan (İstanbulda başka saha yoktu) çıkar yürüyerek Spor ve Sergi Sarayına gider maçımızı oynardık.

Hüseyin Abinin önemli bir özelliği ise maçlardan evvel Taksimde Pamuk Eczanesinde muhakkak bir  zamanlar çok meşhur olan Fosfostimol iğnesi yaptırması idi.

O zamanlar takımın buluşma yeri takım arkadaşımız rahmetli Fıstıkçı Engin’in Taksimdeki Kuruyemiş ve Tost satılan dükkanı idi.

Çantalar orada bırakılır ben de Hüseyin Abinin yancısı olarak onunla beraber Pamuk Eczanesine giderdim.

İğneden sonra Hüseyin Abinin keyfi yerine gelir bu gün maçta uçacağım derdi.

Gene bir GS maçı öncesi nedendir bilmem bizi kampa aldılar. Kamp, Taksimden Cihangire giden yolun üstünde olan Hotel Plazada yapılıyor. Akşama doğru Hüseyin Abi geldi Emin dedi Bu akşam çıkacağız sizin odaya da bir konuk gelecek akşam orada yatacak.Sen artık Güray ile birlikte bir yatağa sıkışırsınız. Tamam Abi dedim.

Akşamı bekliyoruz. Misafir geldi. Orta boylu boksöre benzeyen bir zenci. Ben biraz yatayım dedi soyunurken baktım. Adamın vücudunun her yanında kapanmış yaralar var. ” Hüseyin Abi kim bu adam? ” dedim. Bu Arap Osman dedi. Asker arkadaşım. İzmirlidir Karşıyaka Su topu takımının kaptanıdır. Batmayacak kadar yüzme bilir. Kabadayıdır. Çok içeri girmişliği var.  Daha yeni çıkmış.

Şimdi biz bu gece nereye gideceğiz dedim. Hemen yanımızdaki gece klubüne. Klüp 12 ye. GSli Arap Ercan da gelecek dedi.

Rahmetli Ercan o zamanların önemli gazetecisi Ferhan Devekuşuoğlu’nun kardeşi.

Ne ise gece yarısına doğru biz kaçtık. Kaçtık da laf işte çıktık gittik.

Dışarı çıktık hava kararmış Ercan Abiyi bekliyoruz.

Baktım uzaktan beyaz bir pardesü geliyor sanki içinde kimse yok. Yaklaşınca Ercan Abi’yi tanıdım.

Önde Hüseyin Abi arkasında ben iki yanımda iki esmer değerli büyüğüm.

Taksime doğru 3-5 bina sonra Klüp 12. Kapıda Süleyman Baştimur var. Eski Ağır sıklet güreşçisi. Basketbolcu Mehmet Okurun dedesi. Ne ise içerde o zamanlar çok ünlü olan Selim Özer orkestrası çalıyor. O gün Ankara’ dan gelen Selçuk Ural diye bir şarkıcı çıkacak dediler. İlk defa İstanbulda sahne alıyormuş. Sonra belki hatırlayanlar vardır Selçuk Ural Şerif Yüzbaşıoğlu Orkestrası ile çalışmaya başladı.

Klüp 12 bence çok güzel dekore edilmişti. Bir duvar tamamen denizdeki taşlardan yapılmış. Osman Ağbi alkol aldıkça o duvara taktı. Bu benim hücredeki duvarlara benziyor dedi. O sırada Selçuk şarkıya başladı. Osman Abi kalktı sahnenin ortasına geldi. Elindeki bardağı duvara attı. Bir garson araya girmeye kalktı. Adamın ceketini kollarına indirdi. Adam kollarını hareket ettiremiyor. Bir tokat ta ona attı. O sırada Süleyman Baştimur geldi. Ben şimdi bittik  dedim. Bize aynen şunu söyledi. ” Abiler ben öyle kavgacı biri değilim. Ekmek Parası için buradayım. Ne olur çıkın gidin.”

Biz de öyle yaptık.

Aradan bir yıl geçti. İzmir’e Karşıyaka maçı için geldik. Her Karşıyaka maçı gibi elektrikli geçiyordu. Dirseğim bir oyuncunun kaşına geldi. Adam hastanelik oldu. Maç biter bitmez seyirci sahaya indi bana saldırmak istedi.

Giyindikten sonra bir baktım değerli takım arkadaşlarım sıkıntıyı önemsememiş  dışarı çıkmış. Seyirci her halde gitmiştir diye umuyordum. Kapıyı açtım en az 20 kişi bekliyor.  Hemen yere yatayım diye düşündüm. Kafamı ellerimin arasına alayım onu kurtarırsam diğer taraflara vururlarsa da çok sıkıntı olmaz vurur vurur giderler.

Tam o anda bir ses duydum. ” Hele bir açılın bakalım o  benim arkadaşım. ” Baktım Osman Abi. Durumu farketmiş beni beklemiş. Ben yürüyorum seyirci açılıyor ben geçtikten sonra tekrar kapanıyor. Oradan bir taksi çağırın dedi taraftarlara . Taksi geldi Hadi güle güle dedi İstanbul’a gelince gene senin yatakta yatacağım çok rahattı.