Sevgi, Beraberlik, Gezginci Albatroslar

Bu günkü bloğumuzun konusu uzun süreli beraberlik ve evlilikler.

Benim bir inancım vardı. Dünya üzerindeki bütün duygu ve eylemlerin optimali maksimalinden iyidir. Tabii bu tesbitim insanlar için.

Bunu niye mi yazdım?.

Bu gün size Gezginci Albatroslardan bahsetmek istiyorum. Geçen gün de deniz fillerini yazdın diyeceksiniz. Bunun nedenine yarınki blogumda yer vereceğim.

Dünyanın en geniş kanatları albatrostadır.Tek bir kanat çırpmadan, yumuşak kavislerle, kilometrelerce uçar. Saatlerce ya da günlerce değil, yıllarca uçar. Hiç konmadan, yıllarca. image

Güney Georgia ya da Kuş Adası’na ya da bölgedeki diğer adalara, bir daha hayatı boyunca ayrılmayacağı bir eş bulmak amacıyla. , önce erkek albatros gelir. Bazen birkaç hafta önceden. Çiftleşme, daha doğrusu sevgililerin buluşma mevsiminde ada, dev jumboların indiği uluslararası havaalanına benzer.
Tekeşlidirler ve eşi öldüğünde bile başkasını aramazlar.Gezginci albatroslar en az 50 sene evli kalırlar.Yetişkin bir albatros öldüğünde diğeri de mutlak yalnızlığı tercih edeceğinden, türün çoğalması iyice tehlikeye girer.

Albatroslar, bir yıl önce vedalaştığı eşiyle tekrar buluşmak için bu adalara gelir.   Bir yılı eşiyle birlikte bir yılı okyanusta tek başına geçiren albatroslar tekrar geldiklerinde yuvalarının bulunduğu yere kadar yürümek zorundadır. Bazen bu yürüyüş iki üç kilometreyi bulur.

Erkek albatros, dişisi gelene kadar yuvayı bulur ve onarır. Dişi albatros, binlerce kuş ve yuva arasından kendi eşini ve yuvasını seçmekte zorlanmaz. . İki sevgilinin ilk karşılaşmadaki hasretli kanatlaşması doğada seyri en güzel aşk buluşmalarından biri olmalı.Erkek ve dişi sırayla yumurtaya tüner. Yavru dünyaya geldikten sonra da yaklaşık yedi hafta süreyle yanından hiç ayrılmadan beslenme dönemi başlar.

Artık kış tamamen bastırmıştır. Yiyecek bulmak için yavruyu bırakıp okyanusa uçma zamanıdır. Yavru, dört ay boyunca yeryüzünün en kötü hava koşullarında yaşarken, anne ve baba albatros, her üç günde bir ona yiyecek getirir.

Sonunda kış biter. On aylık yuva yaşantısından sonra yavru artık uçuşa hazırdır. Kendini hazır hissettiğinde, hızlı adımlarla adanın yüksek kayalıklarından birinden vücudunu boşluğa bırakır. Uçmaya başlar. Başlangıçtaki acemilik hızla kaybolur. Bir albatros ilk uçuşundan sonra bir daha yıllarca hiç konmaz.

Yorulmak bilmeden uçar uçar. O artık soğuk okyanusta yalnız bir kuştur. Doğduğu adalardan birine, hayatının tek eşini bulmaya geldiğinde en az beş yıl geçmiş olacaktır. Çiftleşmesi için ise yedi yılın geçmesi gerekecektir. Ömrü mü? Bir insan kadar uzun 70-80 yıl. Olgun bir albatros olduğunda ise hayatının yarısı, yalnız yarısı tek bir aşka adanmış ritmi başlayacaktır. Aşk ve yavruyu büyütmek için adada geçen 12 ayın sonunda gagasıyla sevgilisine veda öpücüğünü verecek, Antarktika’nın soğuk ve sert rüzgârına dev kanatlarını serip okyanustaki yalnızlığına uçup gidecektir.

Bu günkü bloğum da birine kızınca ” Hayvan , kuş ” diyen dünya insanlarına öğüt olsun. Keşke herkes bir Albatros olabilse.