Sevgili Bozüyük, Papyon İsmail, Avcı Metin

Hayatımın önemli  bir kısmı sayılabilecek 17 yılım Bozüyükte geçti. İlk 3-4 yıl Bozüyükte oturdum. Daha sonra gide gele çalıştım. Göreve başlamadan önce fabrikayı görmek ve arkadaşlar ile tanışmak üzere Bozüyüğe ilk olarak1979 yılında bir kış günü geldim. Bozüyük Bileciğin kazası ancak Eskişehire daha yakın . Daha önce ilçede büyük fabrika olarak sadece Eti ve Eczacıbaşı varken sonra biz ve özellikle Toprak Grubunun Fabrikalarının inşası ve en sonunda Kütahya yoluna Otosanın gelişi gerek gelir artışı gerekse insan kalitesindeki değişim, Bozüyük lehine Bilecik aleyhine bir sonuç ortaya çıkarmıştı. Bu sidik yarışı Bolu – Düzce itişmesine çok benzemekle beraber orada Düzcenin il olması ile sonuçlanan durum Bozüyük – Bilecik arasında gerçekleşmemiştir.

Bozüyükte otobüsten indim.Yol 5 saate yakın sürüyor. O günleri gözlerinin önüne getiremiyenler için bir açıklama yapayım. O senelerde sadece İstanbul- Gebze arası çift yol var sonra yok. Dil İskelesi yolundan inmek çıkmak yürek ister. Bozüyüğe varırken çok meşhur Gülümbe rampası var . Göreve başladıktan sonra İstanbulda yapılan toplantılar için yola çıktığımızda acele edenlere hep şunu söyledim. Erken  varmak için kıçınızı yırtmayın. Arabayı ne kadar hızlı kullanırsanız kullanın. Kazancınız Gebzeye girerken solladığınız bir kamyon kadardır.

Ne ise, indikten sonra saate baktım öğleden sonra 2. Şimdi fabrikada yiyecek bir şey bulamam burada bir şeyler yiyeyim dedim. Otobüs, yolcularını Kaymakamlığın önünde bırakıyor. Karşıda büyükçene bir otel var. Oraya doğru yürürken sağda kapıda bir adam dikkatimi çekti. Belki inanmayacaksınız adam neredeyse kafası büyüklüğünde mavi beyaz puantiye bir papyon takmış. Dükkanın adının sonu da restorant diye bitiyor. Arada a yok ama onun canı sağolsun. Adam hoşuma gitti . ‘Bu saatte yemek varmı?’ dedim.’Kebap var’ dedi. ‘Tamam ama 2 porsiyon yaptır’ dedim.  Duvarda da kocaman yazıyor.’Müessesemiz İçkisizdir’.

Garson hemen samimiyet kurdu. ‘İçki?’. ‘Bir duble alırım ama burda yasak’ dedim.’ Sen rakıyı suzuz içenlerdenmisin’ dedi. ‘Evet’ dedim ‘Bellimi oluyor?’. Masanın üstünde paslanmaz çelikten kupalar var. Birine su diğerine rakı koydu. Suyu benim önüme sürdü diğerini masanın ucuna.Önce uzaktaki kupadan rakı yudumluyorsun su ihtiyacını önünden karşılıyorsun. Bana lütfen inanınız, bir adama içkiyi bıraktırmak isterseniz çelik kupa ile rakı içirin.

’ Senin adın ne?’ diye sordum. ’ Garson İsmail’ dedi. ‘Fransadan diplomalı’. ’ Ama buraya geldin Papyon İsmail oldun’ dedim.’ Aynen öyle diyorlar’ dedi. O arada hünerlerini de gösteriyor servis yaparken duruşlar, suyu rakıyı koymalar. Bozüyükte anayol üstündeki küçük bir lokantada Fransız servisi ile yemek yedim.

Sonra fabrikaya geldim.Tesis  Müdürümüz İstanbuldan arkadaşım. Fabrika İnşaatı  başlarken Müdür olarak atandı. Fabrika bitti Lojman İnşaatı devam ediyor. O gece orada kalacağım. Müdür beni tanıştırmak için gece şehir kulübüne yemeğe götürdü.

Tanışma sonucu Bozüyük eşrafının çoğunun Mumcu, önemli bir kısmının ise Gazozcu ailesi olduğunu gördüm. Görevimin bir kısmının da Satınalma olması nedeniyle ve sıkıntı olmaması için, mecbur kalmadıkça Şehir Kulübüne girmememin doğru olacağını düşündüm. Ve öyle de yaptım.

Sohbet sırasında konu ava geldi. Bozüyük bir av yeri ve çok avcı var. Fabrika Müdürümüz de iyi bir avcıymış. Beraber ava çıkyorlarmış. Avcıların arasında Metin Mumcu diye biri var. Konuşması dinlenen insanlardan biri. Bana döndü ‘Müdür’ dedi ‘Sen de avcılık varmı?’ ’ Bende avcılıkta yok balık hariç av hayvanı yemek de yok’ dedim. ‘Bu sefer olmadı değilmi?’ dedi Tesis Müdürümüz. Bozüyüğe ilk geldiğinde ona da sormuş o da evet ben avcıyım demiş. Metin de ona ’ Hadi bakalım yarın sabah ava çıkacağız bu dağlar senin gibi çok müdür gördü’ demiş. ’ Ben Bozüyükte iyi avcı olduğumu ispat için 4 ay uğraştım.’

Yolda bana Metin ile ilgili yeni bilgiler verdi. Metinin çok önemli bir kalp hastalığı varmış. Doktorların bütün ısrarına rağmen o ava çıkmaya devam ediyormuş.

Beni şirketin kiraladığı misafirhaneye bıraktı. Misafirhane 2 katlı bir ev. Her katta bir Vezüv Gaz Sobası var. Bozüyük soğuğu ile ünlü. Sabah biraz erken kalktım. Dışarı çıkmak istedim. Kapıyı açamadım. Gençlerden biri daha uyanmış, geldi pencereden baktı ’ Kar yağmış’ dedi. ’ Bir kişi daha kalksın çıkarız’. Denenmiş kapının arkasındaki karı ancak 3 kişi itebiliyormuş. Ne ise kapıyı açtık. Karın boyu 80 cm falandı.

Ben yolun İstanbul İstikametine, diğerleri Fabrikadan gelecek arabaya binmek için Eskişehir istikametine yürüdük.

Otobüse binince yaşadıklarım bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti. Tabiat koşulları ile insanı ile ve en önemlisi öğrenmeye aç yapısı ile bende hemen Bozüyüğe geri dönme arzusu doğurmuştu.

Öyle de yaptım. Mutlu geçen 19 yıl. Dost insanlar.

Allah herkese nasip etsin