Seymen,Komutanlar, Büyük Havan

Bu gün subaylığımın ilk günlerini yazacağim. Yarından itibaren gene bir süre gündelik olaylara devam edeceğiz.

Piyade okulunda kurayı çektik. 15. Kolordu, Bilmem Kaçıncı Alay, 1. Silah Taburu SEYMEN diye. O kadar ağır laflar varki buradan herhalde cepheye gidilecek diye düşündüm. Kura çekiminde görevli olan Binbaşıya ’ Komutanım Seymen nerde?’ diye sordum. ’ Gel şu sandalyenin üstüne çık denizin sonunda gördüğün yer Seymen dedi. Tuzla Piyade Okulundan Seymen görünüyormuş.

Bu arada tuttuğumuz evden ayrıldık kayınpederin evine taşındık. Kuradan sonra çekeceğimiz yere eşimle beraber gidecektik ama şimdi iş karıştı. Okadar yakın çektik ki millet dalga geçiyor evini çekseydin diye. Ben de ’ Ne de olsa basketbolcu bileği giriş katı olsaydı evi çekerdim ama 5. kattayız’ gibi acur lezzetinde cevaplar veriyorum.

Göreve başlamak için 1 hafta süremiz var. Ancak ben hem yeri görmek hem de yapılacak işleri planlamak için Seymene gittim.

Alay Personelcisi ( S1) geçmiş dönemden, bizim gibi bir Asteğmen. Beni 6. Bölüğe vermişler. Burası Mekanize Alay, komutan ise tankçı Albaymış.İki tabur varmış ve ikisinin de komutanı Yarbay. Birbirleriyle devamlı çekişen bu iki komutan aynı zamanda tatlı bir rekabet içindelermiş. Bizim tabur komutanımız daha sessiz ve ılımlı iken diğer tabur komutanı yarbayın alayda çok bilinen bir ismi de varmış. Alay S1 inin anlattığına göre askerliğinin hemen ilk yıllarında Kore savaşına katılan Türk Birliğindeymiş. Koreden bizim yarbay hariç bütün genç subaylar cinsel hastalıklarla dönmüş. O da bu nedenle bunalıma girmiş. Kendisiyle konuşanların söylediklerini evirir çevirir konuyu Koreye getirir sonunda Koredeki güzel kızları bir s….. (sevdim) bir s…..(sevdim) dermiş.Bunun için ’ Ona bir sevdim Yarbay’ derlermiş.

Sen onu görünce kaç dedi Personelci. Bir de (Briç bilirmisin?’ diye sordu.’ Evet’ deyince ’ Alay Komutanı briç hastası. Ancak bütün oyunları kendisi oynamak ister. Onun için devamlı Yüzbaşımla partner olur.’ Benim Bölük komutanımı da anlat bari dedim.’ Tam askerdir Sıvaslıdır. Eskiden güreş tutmuş. Yeni gelen asker ve subaylardan güreş yapmış olan varsa hemen güreşir. Boyu kısa olduğu için az kalsın askeri okula alınmayacağını hep anlatır.’ Komutanları tanıdım servisinde nerden başlayıp nereden geçeceğini de öğrendim iş tamam.

Pazar akşamı İzmite geldim. Ertesi gün ilk defa servise bineceğim. Servis hemen bizim evin oradan başlıyormuş.

Servis otobüsü geldi. Otobüste ne yapacağımızı da öğrenmişiz. Fiyakalı elbisemizle basamağa çıktık. Küçük siperlikli şapkamızla otobüse haşin bir selam verdik. Otobüste kimse yok selam boşa gitti. Pek başlarda olmayayım diye ortalarda bir yere oturdum. Benden sonra 2 astsubay geldi ben komutanım ya verdiler selamı geçtiler arkaya derken gelenler selamı çakıyorlar. Benden daha üst rütbeli adam gelmedi. Böyle epey bir süre gittik. Arabada bir sessizlik. Derken bir Yüzbaşı bindi. Herhalde bu meşhur briççi yüzbaşı. Bana baktı ’ Hoş geldin asteğmenim, gel bakalım 3. sıraya’ dedi. Ben öne yürürken arkada bir gürültü olduki zannedersiniz 29 Ekim kutlamaları var. Meğer askeri araçlarda rütbeye göre oturulurmuş. Ben de orta arkada bir yerde oturduğum için gelen çok sayıda astsubay arkada kucak kucağa oturmuş. Arkaya dönmediğim için ben durumu görememişim.

Alay çok büyük ancak bakımsız. Bölük Komutanları, sobalı ahşap odalarda oturuyorlar. Çok eski olan bölük garajları yeniden inşa ediliyor. Kim garajlardan bahsederse bıyık altından gülüyor. Bir gırgır var ama hadi hayırlısı.

Ben kendi bölüğüme gittim Bölük Komutanımla tanıştım. Benim milli basketbolcu olduğumu öğrenince ’ Sen burada fazla kalmazsın ’ dedi ’ Ben buraya askerlik yapmaya geldim burada kalacağım sizi bilemem komutanım dedim.’ Memnun olduğunu gözlerinde gördüm. ’ Görelim bakalım’ dedi. ’ Dahili elbiselerini al gel de beraber alayı gezelim, bir de Tabur komutanına gidelim’ dedi.Dahili elbiseleri aldık giyindik o arada bir şey daha öğrendik. İzmitin içinde dahili elbiselerle gezilebiliyor, servise binilebiliyor. Yani burada fiyakalı elbisemi giymeme gerek yok.

Üstteğmenin yanına gittim beraber araziye çıktık. Beni önce garaj inşaatına götürdü. Aşağıda yolun üstünde bir şantiye var. İzmit Gölcük yolunun asfalt kaplanması için bir firma ihaleyi kazanmış. Bizim bölüklerde sıra ile her gece hangi bölük olduğu anlaşılmasın diye plakaları çamurla kaplayıp sırayla mıcır , kum araklıyorlarmış.’Yakında sıra sana da gelir’ dedi Üstteğmen.

Sonra içtima alanına geldik. Burası hafif eğimli bir arazi selam veren yüksekte selam alan biraz aşağıda. Komutanım ben zaten 2 metreyim birde burda eğim var. Bence iki asker alayım sizin duracağınız yeri yükseltelim. Benim duracağımız yeri kazsak herkes anlar’ dedim. ‘Olurmu?’ dedi. Fıstık gibi olur dedim.

Tabur komutanı uzun boylu,olağanüstü zayıf , düzgün görünümlü bir komutan. O da benim basketbolculuğumu duyunca ‘sen yakında gidersin ’ dedi. Ben kendi fikirlerimi ona da iletince ’ Öyleyse şöyle yapalım’ dedi ’ Ben sana benim tabancamı vereyim sende bana seninkini, değişelim. Bu tabanca çok büyük, taşıması zor belimi acıtıyor.’

Bölüğe geri dönerken tankların ve büyük havan ve geri tepmesiz topların arasından geçtik. ’ Yarın da bunların içine girersin’ dedi komutan.

Akşam dahili elbiselerle, elimde haricilerin olduğu poşet, servisin uygun yerinde yerimi aldım.

Devamı hafta sonu