Tatminsizlik ve Mutluluk

Bu gün basit bir operasyon için hastanede olacağım.

Evvelce yaptığım hastane ziyaretlerinde çok yiğit bir duruş sergilerdim.

Heyecan ve korku hep beni hastaneye getiren ve başımda bekleyenlerde olurdu.

Bu gün durum biraz farklı.

Ne de olsa makine biraz eski.

emin kemal özer

Yüksek tansiyon, kalpte ritm bozukluğu, beyne pıhtı atılma riski, kilo fazlalığı

Son zamanlarda eski Başbakan yeni Cumhurbaşkanı ile biraz ters düştüm.

O alkole saldırdıkça ben arada derede bir  iki  kadeh içmeye başladım.

Tütün ve tütün ürünlerine pasa salladıkça ben bıraktığım sigaraya tekrar başladım.

Üç çocuk beş çocuk dedi ya onu da yapmıyorum yapmayacağım.

Bu nedenle şimdi içimde korku yok ama birazcık endişe var.

Yazılarımda genelde hep insan ve duygularını  ön plana çıkarmaya çalışırım.

Bu gün yeni bir yazı yazmak istemedim.

21 Ekim 2013 tarihinde yazdığım bir yazının bir kısmını sizlerle paylaşıyorum.

Tekrar görüşmek üzere

 

Bir çok bloğumda insanın ne olduğunu anlatmaya çalıştım.
Ekonomiktir dedim , egoisttir dedim, çıkarcıdır dedim.
Dedim de dedim
İnsanlara zarar verip hatta canını alıp daha sonra cenazesine katılan da insan.
Neden öldürdün diye soranlara çok seviyordum ondan diyen de insan.
Aileler eskiden çocukları daha iyi bir hayata hazırlamak amacı ile , ki bu durum günümüzde de değişmeden  devam etmektedir, düzgün ve kaliteli bir eğitim alması için elinden gelen gayreti göstermekteydi.
İyi bir eğitimin doğal olarak çocuğa iyi bir meslek ve gelir sağlayacağı düşünülürdü.
Hele bir de kendisine uygun formasyonda bir eş bulursa herşeyin dört dörtlük olacağına inanılırdı.
Ama insanlar ister yüksek gelirli ister yüksek eğitimli olsun içlerinde hep bir şeyin eksik kaldığını hissederler.
Bu tatminsizliktir.
Hep daha çoğunu istemek , hep haketmediğini ancak hakettiğini sandığını arzulamak ve imkanlarını sonuna kadar tatminsizce kullanmak.
İşte tam da burada kavram kargaşası başlar.
Yeni kavram mutluluktur.
Mutluluk o kadar muğlak bir kavramdır ki rahmetli annem enginar çıkınca mutlu olurdu , ben palamut.
Ama işi ilmi boyutta değerlendirirsek  Arthur Schopenhauer’   e hak vermek zorundayız.
” Doğuştan gelen tek yanılgı vardır. o da mutlu olmak için burada olduğumuzu sanmamızdır.”
diyor Usta.
Bu işi iyi bilenler kesinlikle siyaset ile uğraşanlar.
İster iktidarda olsunlar ister muhalefette.
Hepsi için , insan önemli değil.
Önemli olan oy almak.
Halkın veya birilerin tabiri ile milletin  eğitim seviyeleri veya seçkin insan olup olmamaları da önemli değil.
Aralarındaki fark sadece şudur.
” Seçkinler beğendikçe alkışlar, halk ise alkışladıkça beğenir “
Bu nedenle miting meydanları alkıştan, yazılı ve görsel medya ise yandaş mutluluğundan geçilmez.
Ben ise bu yalan mutluluğa ve çıkarcı gülücüklere hastayım.
Aslında gülmeyip güler gibi yapanlara da.
Elimden gelse bütün dükkanları kapatırım
Malum bir deyimin doğru olduğunu kanıtlayabilmek için.
” Gülmeyi bilmeyen dükkan açmasın”