Tavuk İnsandan Çok

Bu sabah gene ezanla uyandım. Ben orta yaşlılığın en çok  neyini seviyorum biliyormusunuz. Az uyku uyumasını.Bu sayede her gün size kendiniz için yaşayacak ve hangi yaşta olursanız olun hayal kurabileceğiniz önemli bir süre kalıyor.

Gençliğimizde herşeyi düşüncesizce yapar, zamanı insafsızca harcar, dediğimiz dedik çaldığımız düdük sistemi ile ne kendi yaptıklarımızı değerlendirir ne de başkalarının değerlendirmesine kulak asarız. Hele hele biraz iyi okumuş biraz da çalıştığımız işyerinde yüksek pozisyonlu bir görevde isek arabanızın kapısını açanlar, çantanızı taşımak için koşan insanlar sizi ’ Vay anasını sayın seyirciler, ben neymişim yahu’ konumuna getirir. Hele bir de Genel Müdür falan olursanız, yerini sindiremeyen tüm insanlar gibi,  biraz evvel sıçılmış sıcak manda bokuna basmış gibi bir suratla şirketiniz içinde dolaşır durursunuz.

Söylediğinizin hep doğru olduğunu düşünürsünüz. Asla tükürdüğünüzü yalamazsınız.Bilmezsinizki bu uzun hayatın içinde insana sadece tükürdüğünü değil her şeyini yalatırlar. Yalanamayacak tek yer insanın kendi dirseğidir. İnanmayan denesin.

Bu sabah kendimle hesaplaşıyorum galiba. Belki de aynı şeyleri aklından geçirip de ağzından çıkaramayan tüm insanlar için.

Tüm insanlar için dedim de unutmadan söyleyeyim.

Biliyormusunuz dünyada yaklaşık 7 milyar insan var. İnsan nedir diye soranlara çok kişi çok değişik cevap verir.

Benim tanımım ‘ İnsan değişen bir hayvandır.

Müdür olarak ilk defa Bozüyükte görev yaptım. Daha 33 yaşındaydım. Bozüyük Fabrikası yeni kurulmuştu ve özellikle yurtdışından gelmiş ve henüz askerliğini dahi yapmamış pırıl pırıl gençler görev almışlardı. Henüz lojmanlar yapılmadığı için hep beraber bekar evinde konaklar dışarıya da yemeğe birlikte giderdik. Diğer Müdürlere göre daha sosyal göründüğümden mi nedir bu 22-23 yaşındaki gençler hep akşamları benim masamda oturur ve genellikle onlarla siyasi olmayan konularda sohbet ederdik.

Ekim ayı başından itibaren başlattığım bu günlük yazılarımı takip edenler bilirler. Ben anlattığım olaylarda hiç insanların ismini vermiyorum. Korktuğumdan zannetmeyin benim bastonum var. Ancak insanlara değil olaylara bakıyorum. İnsanlarım mutlu olsun ben bunu istiyorum da demiyorum.Facebook,Twitter ve Tumblr aracılığı ile 12.000 ile 37.000 arasında ulaşabildiğim günlük dostlarım var. 320 kişinin üstünde takdir ve tenkid olarak görüş bildiren çoğunu tanımadığım katılımcım var. Geçen bir yazımda orman kenarında atını şaha kaldıran birini yazmıştım. Adamın altından atını değil ama elinden ormanını aldılar. Galiba yazılarımı devlet de okuyor.

Neyse gene konumuza dönelim. Gençlerle beraber yediğimiz yemeklerde bazı konular da görüşlerimi soruyorlardı. Ben de anlatıyordum. Gençlerin arasında Almanyada okumuş neredeyse bana yakın boyda bir mühendis vardı. Biz akşamları mesaiden sonra futbol oynuyorduk. Çocukken top benim olduğu için oynatılan ben, şimdi de müdür olduğum için takımdaydım. Bu dediğim arkadaş da en az benim kadar kötü oynuyordu. Havadan gelen toplara uzun boyuyla kafa vurmak için zıplıyor ama topun nereye düşeceğini tahmin edemediği için hep ıskalıyordu. O zamanlar Almanya da Hrubesch diye çok kafa golü atan bir oyuncu vardı. Bir gün o arkadaşa şaka yollu ’ Harika kafaya çıkıyorsun, bir de kafanı topa denk getirebilsen aynı Hrubesch gibi olacaksın’ dedim. O günden sonra( Hrubesch X) olarak anıldı. Bu genç yemeklerde,benim her konudaki görüşüme  itiraz ediyor ’ Ama bence öyle değil ’ diyordu.

Aradan yıllar geçti. Ben Bozüyükten taşındım ancak 8-10 günde bir şirket toplantıları için Bozüyüğe gelmeye devam ettim. Akşamları gene geçmiş zamanın gençleri ile birlikte yemek yemeğe devam ediyorduk. Hrubesch dediğimiz arkadaşımız ’ Bir şey söylemek istiyorum’ dedi ’ İlk geldiğimiz zaman söylediklerinize ben hep itiraz ederdim ancak şimdi düşünüyorum da siz haklı imişsiniz. Bu gün ben de sizin gibi düşünüyorum’ dedi.Ben de cevap olarak ’ Biraz geç kaldın’ dedim ’ Ben şimdi daha farklı düşünüyorum, değiştim.Belki 10 sene sonra sen bu günkü beni doğru kabul edeceksin, ama belki ben daha başka bir konumda olacağım.

Dünyada yaklaşık 7 milyar insan var. Bu zaman içinde değişime uğrayacak 7 milyar adam demek. Bunun yaklaşık 70 milyonu ülkemizde. Bunları yöneten 2001 de kurulup 2002 de başa geçen bir parti var.

Başındaki değerli kişinin 2002 seçimleri sonrası yaptığı teşekkür konuşmasını hatırlayın. ’ Milletvekili Lojmanlarını satacağız, beni de umumi vasıtalarda seyahat ederken görebilirsiniz. Bu milletin kaynaklarını har vurup harman savurmayacağız ’ demişti. Bu gün geldiği yere bakın.

Yaptıklarınla değiştiği çok açık görülen bu kişilerin fikirleriyle, düşünceleriyle de  değiştiklerini kabul etmek mümkünmüdür?

Ülkemizde bu soruya EVET diye cevap verenler olabilir.

Çünkü dünyada  olduğu gibi ülkemizde de insanlardan daha çok tavuk vardır.

Türkiyede yılda ortalama 1 milyar tavuk kesilir Türkiye tavuk sayısında dünyada 12. sıradadır.

İnsanlarla tavukların birbirine karıştığı ülkelerde, pek önemli değil ama, insanların tavuklaşması beni hakikaten üzüyor.