Tavuk Kanat, Ah Yalnızlık, Franz Kafka

Bu gün Pazar. Hizmet sektörü dışında kalanların çoğu için tatil günü. Özellikle genç veya kendini genç hisseden her yaşta insan beraber oldukları kişilerle bir Pazar Programı yapma şansına sahip.

Özellikle genellikle evliliği kendi görüşlerine göre yeteri derecede uzun olduğunu düşünen bazı çiftler ve az sayıdaki dargelirliler ise evde kalıp televizyona bakmak için türlü taklalar atarlar. Dar gelirli olanlara özel olarak yer verdim. Çünkü benim tesbitime göre bu kişiler hele de az tahsilli ve görgülü ise uygun mevsimde  hafta sonunu en iyi geçiren gruptur. Nisan – Kasım ayları arası her buldukları fırsatta mali güçlerine göre kendi arabalarına veya birinin kamyonunun kasasına biner yer minderi, halı gibi tüm çimen üstü oturacak aksesuarlarını alır, demlik çaydanlık, ev yapımı börek dolma , güçlerine göre köfte veya tavuk kanat menüleriyle yasaya uygundur değildir hiç düşünmeden park ve bahçelere yayılıp mangallarını yakıp ızgaralarını yaparlar.

Çoğu, evliliklerinde 15 yılı devirmiş, orta veya orta üstü eğitim görmüş 40 yaş üstü , maddi durumu uygun 3. kesimin erkekleri ise ” Hafta sonu her taraf çok kalabalık olur” inandırmacası ile hanımını kandırıp genellikle hafta sonlarını evde geçirmeye çalışır ancak çoğu kez başarılı olamaz..

Hangi kesimden olursanız olun bir şekilde hayat devam eder ve yıllar geçer . Yaşamda sevgi kopmaları, yeni ilişkiler veya durağan yaşam sürer. Sonunda genelde çiftlerden birinin vefatı kaçınılmazdır.

İşte orası zurnanın zırt dediği yerdir. Ülkemizde özellikle mal ve para çok önemli olduğu için, vefat sonrası, aile kalan erkek ve kadına eğer zengin veya varlıklı ise , mal elden gitmesin diye, canı gibi bakar ve kimseyle tekrar evlenmesine izin vermez.

Ancak normal gelir seviyesinde olan insanlar için ailelerde özellikle çocuklarında çok ilginç bir seçicilik görülür.

Yaşları ne olursa olsun eğer hayatını tek başına sürdürecek olan erkekse bütün aile kız bakmaya başlar, kadınsa çocuklar annelerinin babalarından başkası ile yeni bir hayat kurmasına  genellikle karşı çıkarlar.

Ancak doğaldır ki bu istek ve baskılara tepki veren kişiler de olabilir. Bunları çok sayıda kanalın evlilik programlarında görebilirsiniz.

Bu programlarda her yaş ve tipten katılımcıya rastlamak mümkündür ancak biz bloğumuza uygun olarak sadece eşini kaybetmiş olanları değerlendireceğiz.

Erkekler genellikle aile isteği ile katıldığı için ” Körler ülkesinde tek gözlü adam kraldır.”  özdeyişine uygun olarak en güzel kıyafetlerini giymiş, traşını olmuş hatta ceketinin üst cebine bir mendil koymuş olarak havalı bir şekilde  sahnede yerini alır ve gelin adaylarının hiç değişmeyen sorularını cevaplamaya başlar

” Evin var mı, araban var mı emekli maaşın var mı, tek başına mı oturuyorsun?”

Burada bir düşünürü hatırlamadan geçmeyelim.

“Kafesin biri, bir kuş aramaya çıktı” diyor Franz Kafka.( 3 Temmuz 1883 – 3 Haziran 1924)

Kafesler soru sorar da kuş hiç geri kalırmı? O da sorar.

” Kaç çocuğun var, çocuklar senin yanında mı kalıyor, hangi şehirde oturuyorsun”

Tabii olay mal ile ilgili değilmiş havası da verilmek istendiği için salonun arka tarafında bir de 15 dakikada beraber çay  içilir.Sonra geri gelinir. Çiftlerden biri fikrini söyler. ” Elektrik alamadım”. ” O zaman size bir tane de pille çalışanından gösterelim” denemediği için, bununla olmadı bir başkasına bakarız modunda o gün sonlanır.

Eğer katılımcı kadın ise evvela programa katılmaları ile ilgili olarak önce çocuklarının haberi olup olmadığı sorulur, daha sonra ise annelerinin yeniden bir yuva kurmasını nasıl karşıladıkları.

Ben bu gün eşini kaybetmiş ve bu durumda olan insanların bütün aile fertlerine sesleniyorum. Bırakınız anneleriniz babalarınız hayatlarını özgürce yaşasınlar. Şu İskoç Atasözünü lütfen hiç unutmayın.

” İnsanlar yaşadıkça ihtiyarladıklarını sanırlar, halbuki yaşamadıkca ihtiyarlarlar”