Tilki, Koyun, Mevlana

Ben siyasetin en çok Salı günlerini severim. O günler siyasi partilerin haftalık grup toplantılarının yapıldığı gündür. Her partinin lideri fikir ve görüşlerini zaten kendi partisinden olan milletvekillerine anlatır ve bol alkış alır. Bu toplantıları ben hep çocukluğumda kahveden, kızkardeşi ile  ilişkisi olan kişilere kız ağbilerinin gönderdiği mesajlara benzetirim.

Onlar da başka bir çocukla kardeşinin manitasına haber gönderirler. ” Söyle ona kardeşimin peşini bıraksın yoksa onun ….. ……..” derler. Tabii laf söylediğinle kalır.

Bu toplantılarda karşısında sövülen kişi olmadığı için rahatça  yapılan bu konuşmayı hemen  ” Sayın Başkanım sizin için şunları söylüyorlar” diye kendi başkanlarına anında ileten değerli yurtsever partililer vardır. Bu sayede lafın muhatabı olan değerli başkan  ”Ona öyle demezler peynir ekmek yemezler ben de cevap vermezsem bana başkan demezler” tekerlemesine uygun bir karşılık verir. Her iki partiyi tutanlar da ” Helal olsun bizim başkan kodumu oturtur” diye düşünür ve mutlu olurlar.

Benim ülkem insanları ile ilgili bir tesbitim vardır.
“Tek tek tilki gibiyiz, bir araya gelince koyunlaşıyoruz..”
Mesela Almanyada  yıllar önce sigara makinalarından bedava sigara almak için buzdan jetonları biz yapmıştık. Buzdan jeton daha sonra eriyor ülkemin güzel insanı sigarasını alıp gidiyordu.
Ancak bir araya gelince biraz da baskı görünce koyunluk hemen öne çıkar.
Bazen yapılan haksızlıkları kabullenemeyen ve tepki verenler de olur ve olacaktır. ODTÜ deki  olayları gözünüzün önüne getirin.
19. Yüzyılın hemen başında yaşayan Alman düşünürü Johann Kaspar Schmidt (eserlerinde Max Stirner adı ile tanınmıştır)’in önemli bir tesbiti vardır.
“Devlet, kendi şiddetine hukuk; bireyinkine ise suç adını verir” diyor.
Ancak ne yaparlarsa yapsınlar taş yerinden oynadı.
Geçenlerde küçük kanalların birinde bir eğlence programı vardı. Çok ilginç bir orkestra sahne aldı.Ahırkapı Roman Orkestrası. Seslendirdiği parça ise ‘’ Kaderinden kurtulan var mı dünyada”
Arkasındaki götürücülerin verdiği gazla kendini dev aynasında gören bazı kerameti kendinden menkul kişileri anmak için yazımızı Mevlanadan bir alıntı ile sonlandıralım.
“O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti.
Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var, ne bir eksilme…”