Uzun Don, Biz de Sevdik, Galata Kulesi

Bu sabah kalktım. Ben sabah deyince siz 5:00 i anlayacaksınız. Ben o saatte kalkar yazılarımı hazırlamaya başlarım. sAAT 7:00 den itibaren ev terkedilir 7:30 da yalnız kalırım. Saat 9:00 gibi günlük 1 saatlik yürüyüşüme çıkar gazete ve diğer gereksinimlerimi karşılarım. Dönünce yemek yapar ve saat 13:00 gibi bir saat yatarım. Saat 14:00 gibi küçük torun, 16:00 gibi büyük torun gelir. Saat 19:00 gibi yemek yenir. Yeni güne kadar ben internetten oyun oynarım, hangi yazımı yayınlayacağıma karar veririm. Saat geceyarısını geçince günün yazısını yayınlar yatarım. Gördüğünüz gibi günde 4-5 saat uyku ile devam ederim. Ancak bazı günler akşam televizyon karşısında uyukladığım iddia edilir ki muhtemelen doğrudur.

Bu gün, hangi yaşta olduğunu bilmediğim beni okuyan insanlara  benim neslimin de gençliği olduğunu anlatmaya çalışacağım. Özellikle teen age dediğimiz (13-19) yaş grubunun bu yazıyı okumasını arzu ederim. Kim bilir belki o zaman kendi anne ve babalarını bir başka gözle değerlendirme imkanını bulacaklardır.

Amerikalılar özellikle küçük uçakların kullandığı havaalanlarındaki bozuk pistleri tanımlamak için‘Yaşlı dedenin uzun donu kadar yamalıydı’ derler. Ben yaşlı olmadığımı hep bu deyimden anlarım. Hernekadar emekli olunca insana çalıştığı zamana göre kuş kadar maaş veriyorlarsa da donum ne yamalı ne de uzundur.

Çocuklar çok ilginçtir. Bu günkü internet ortamında cinselliğin her evresine vakıf olan bu gençlik anne babasına toz kondurmaz, kendilerini leyleklerin getirdiğine inanmak ister. Ebeveynler ise hep çocukları tarafından basılacakları korkusu ile yaşarlar.

Ben henüz 14 yaşındayken o zaman yayında olan  Fenerbahçe Dergisinde benimle yapılan bir söyleşide muhabirin hıyarca bir sorusuna tarihi cevabımı verdim.

O günlerde 1 kilo ekşi limonda 1 kilo bal gibi çilekten daha fazla şeker olduğunu öğrenmenin şokunu yaşayan bana şunu sordular ’ Sizce aşk nedir? ‘. Cevabım şu oldu. ’ Aşk o an beraber olduğu kişi dışındaki bütün karşı cinsi beğenme duygusunu kaybetmektir.’ Bu tanımımın hala arkasındayım.

Sonra gençlik yaşları geldi. Her beraber olduğunu sevdiğini zanneden sonra o değil bu diye diye zamanı su gibi akıtan gençlik yaşları. Üniversitede okurken onun tabiriyle hafif flört olan ilişkimiz sırasında çok değerli bir bayan bana şunu söylemişti. ’ İnsanlar bir çifttir biri erkek biri dişi ancak ne kadar yazıktır ki herkes bir başkasının çifti ile beraber’

Tabii o hareketli yıllar için de her şey vız geldi tırıs geçti. Bu laf bir kulağımızdan girdi öbüründen çıktı. Günümüzü gün etmeye devam ettik. Size o zamanki uyanık gençliği anlatmadan önce muhakkak bir bayan tarafından üretilmiş olan çok bilinen bir fıkrayı paylaşmak isterim. Çocuk annesine bir resim getirmiş ve sormuş ’ Anne demiş bu resimdekiler kim? Benle baban diye cevap vermiş ’ anne.’ Ama demiş çocuk bu yakışıklı uzun saçlı adam babamsa şu an evde oturan göbekli kel kafalı adam kim?’ Anlaşılan anne formunu muhafaza etmiş hala güzel :).

Bizim zamanımızda Galata Kulesine çıkmak çiftler için çok revaçta idi. O zamanki Galata Kulesi sadece yangın gözetleme yeriydi ve içi ahşaptı. Ara katlarda hiç bir şey yoktu. Çiftler gıcırdayan merdivenlerden 4-5 kat çıkar yukardaki görevlinin yaptığı pahalı çaydan içerlerdi. Çiftlerin kazancı ara duraklarda durmaktı. Yukarki görevliler de salak değildi ayak sesi kesilince ellerindeki sopayla döşemeye vurur çiftlere hadi yukarı derlerdi.

Demokrasilerde çare tükenmez. Bizde arkadaşlarla marangozda kalın bir tahta kestirmiştik. Kuleye giden o tahtayı alır ara durakta mola verince yürüme temposu ile tahtayı yere vururdu. Bu uygulama mola veren erkeğin konstrasyonunun bozulması nedeniyle çok fazla sürmedi. Daha sonra biz konuyu damardan çözdük. Yukarı çıkınca 2 çay içmeye başladık.

Bizi dinozor sayan genç ve orta yaşlı nesle seslenmek istiyorum. Biz de sevdik siz de sevdiniz. Bizi bu günkü gibi bir elinde baston diğer elinde pazar filesi olarak düşünmeyin. Seçimlerinizi çok titiz yapın. Çiftinizi bulmaya çalışın ancak bulduğunuza da sevgiyle sarılın ve onu reddetmeyin. Birlikte mutlu olmaya çalışın.

Biraz da dinozorlara sitem edeyim. Yaş yetmiş iş bitmiş , bizden geçmiş gibi söylemlerle ölmeden mezara girmeyin. Zaman siz isteseniz de istemeseniz de akıp gidiyor. Şu an bir düşünün genç yaşlı , zengin fakir kimbilir kaç kişi ayrı yataklarda ,bir birine sarılıp uyuyor.

Hiç bir şey için asla geç değildir