Yaşasın Spor, Aslan Erkekler , Nietzsche

Bu gün suya sabuna dokunmadan bir şeyler yazmak istiyordum. Kan, gözyaşı herkese hakaret etme ata sporumuz oldu.

Spor müsabakaları  sporluktan çıktı. Bir takımın taraftarının tribünde yer almadığı maça maç denebilirmi. Avrupada oynanan maçlara bakın. Maçın sonucu ne olursa olsun iki takımın oyuncuları birbirlerini kutluyorlar. Bizde mağlüp takımın oyuncusu galip takımın Teknik Direktörünü kutladı diye olay oluyor. Yapılan sanki bir futbol karşılaşması değil bir savaş bir çarpışma.

” Her kim bir canavarla çarpışmayı göze alırsa, bir canavar olmayı da göze almalıdır. çünkü karanlığa uzun süre bakarsanız, karanlık da sizin içinize bakmaya başlar.” diyor ünlü düşünür Friedrich Nietzsche. Bu lafla hızını alamamış arkadan bir tane daha patlatmış.” Bütün yargılayanların gözünden bir cellat

bakar” demiş.

Bu özdeyişi yazıma aldığım için olayı yargıya bir taş olarak algılamayın. Ancak alın gazeteleri bakın  bir kısım taraflı basın, hakimlerin baskı altında, olayları iktidar gözlüğü ile değerlendirdiğini söylüyor diğer bir kısım taraflı basın ise bunun tam tersini. Bu konuları uzman gazetecilere bırakıp ben konuma döneyim.

Bu gün ben kadın erkek ilişkileri ve hangisi daha latif konusunu işlemek istiyorum. Ancak çok önemli gördüğüm bir konuyu da sizinle paylaşmak isterim.

Bizim çocukluğumuzda erkek sayısı kadından azdı ve biz kasım kasım kasılırdık. Şimdi ise dünyada kadın sayısı erkek sayısından az olmuş. Yaklaşık ülkemiz nüfusu kadar 70 milyon civarında erkek fazlalığı var. Bu sıkıntının nedeni olarak 2 ülke ve bir uygulama görülüyor. Bu iki ülke Çin ve Hindistan. Dünya nüfusunun %38 ini oluşturan bu iki ülkede 40 milyon erkeği bekleyen son 15 yıl sonra evlenecek kız bulamamaları. Doğu ülkelerinde erkek çocukların tercih edilmesi ve ultrason sonrası kız çocukların kürtajla alınması bu durumu doğuruyor. Türkiyede 100 kız çocuğuna karşılık 102- 106 erkek çocuk doğarken bu sayı bu iki ülkede  120-132 arasında.

Bir Hint atasözü olan ‘Bir kız çocuğunu yetiştirmek, komşunun bahçesini sulamayabenziyor’ sözleri duruma net bir ayna tutuyor.

Bunlara bir de yine bu ülkelerde aile yapılarının giderek küçülmesini ve doğurganlık oranının azalmasını da eklediğimizde dünya demografisinde bir düşüş yaşanması da kaçınılmaz olarak görülüyor.

Bu durumun tam tersi ise hayvanlarda görünüyor. Hayvan nüfuslarında daima erkek dişiden az. Ayrıca genelde erkekler dişiye göre daha yakışıklı, aslanın yelesini bir düşünsenize veya tavuskuşunun renklerindeki ve kuyruğundaki güzelliği. Bir horozu gözünüzün önüne getirin bir de tavuğu. Hayvanlar aleminde açık ara erkekler önde.

Ama konu insanlara gelince orada durmak lazım. Konu Türk erkeğine gelince 2 kere durmak lazım.

Dünya nüfusu arttıkça insan sayısı azalıyor demiş ünlü Amerikalı Edebiyatçı Chuck Palaniuk. Hadi bu genç değerin çok sevdiğim bir özlü sözünü de burada paylaşayım.

Bu hayat bana, insanların çoğunun gülemediği için ağladığını, susamadığı için konuştuğunu ve laf olsun diye yaşadığını öğretti.

İşte bu laf olsun diye yaşayan, çoğunluğu eğitimsiz olan Türk Erkeği el bebek gül bebek yaşatması gereken kadınlarımıza fiziki şiddet uygular hatta daha kötüsü yaşam hakkını elinden alır.

Bu tip insanlara ne desek boş. Bu tip insanlar için güzel bir İspanyol Atasözü var.

”Verecek ışığı olmayan karanlığı sever.”

Ben ise hemcinslerime kadınlara uyguladıkları bu şiddet için  sadece şunu söylerim

‘Ya sırtımıza alır taşırız ya ayağımızın altına alır çiğneriz Yan yana yürümeyi bir türlü öğrenemedik”

Bu insanlara ” Gidin hayvanların arasında yaşayın” desem adım gibi eminim hayvanlar da bunları aralarına almazlar.