Yatak Çarşafı, One Minute, Wolfram von Eschenbach

Ben hayatımda iki şeyi pek net anlayamadım. Bunlardan birincisi kadınların yaz,kış balkon yıkayıp sularını yola uzatılmış bir plastik boruyla insanların üstüne dökmesi ve  pencerelerden sokağa yatak çarşafı sallamaları, ikincisi sayın başbakanın İngilizcesi ve eşinin iç dış bütün seyahatlerde yanında olması.

Önce birinci konuyu ele alalım. Yazın hadi toz oluyor diyelim ya kışın. Her gün balkon yıkamak su faturasını arttırmaktan öte ne işe yarar. Hele yatak odasından aşağı çarşaf sallamak acaba gören insanlara nasıl bir mesaj iletmek için yapılmış olabilir. Eskiden sallamayıp son 10 günde sallasalar diyeceğimki Başbakan çocuk sayısını 5 e çıkarın dedi ya işte onun için uğraşıyorlar. Neden bu değil çünkü yıllardır her türlü örtü ve çarşafı sallıyorlar. Nedeni bana sorarsanız çarşaftaki tüy ve kıllar. Bizim evde aslan gibi koca var yatak kıldan tüyden geçilmiyor demek istiyorlar herhalde . Çünkü başka bir neden olsa idi sallamazlar yıkarlardı.

İkinci konu bence ülke için tabiiki hayati öneme haiz. Sayın başbakanımızın önemli bir İngilizce konuşmasını Davosda duymuştuk. One minute demişti ki yazılı ve görsel basın işte İngilizce budur formatında yayın yapmıştı. Ancak o günden çok daha önce kendisinin yabancı liderlerle görüşmeleri başlamıştı. Özellikle Obama ile yaptığı telefon görüşmeleri ile ilgili olarak değerli basınımızda içerik olarak ,yapılan resmi açıklamalar dışında’ tek bir satır yer almamıştır.

Yeri gelmişken sevgili Aziz Yıldırım’ın meşhur ettiği tercüman Samet’den bahsetmek isterim. Eğer Alex olayında konuşmaların tümünde bulunan Samet bu kadar önemli ise kimbilir sayın başbakanın Samet veya Sametleri ne kadar önemlidir. Benim 10 sene evvel nerdeyse Türkçeme yakın seviyede Almancam ve derdimi anlatacak kadar İngilizcem vardı. İşim ile ilgili Almanya ve Avusturya’ya yaptığım seyahatlerde iş görüşmesi için tercüman kullandık. Tesbitim şudurki ya söylenenlerin tam karşılığı olmadığı  veya tercüman kendi yorumunu kattığı için çoğu kez insanın tam düşündüğünü muhatabına anlataması mümkün değildir.

Bu gün siyaseten geldiğimiz yer ve sıkıntıların, mümkün değildir ama, yanlış tercümeden olduğunu düşünmek istiyorum. ALLAH SONUMUZU HAYIR ETSİN.

Başbakan muhakkak İngilizcesini arttırmak için çalışıyordur. Ancak siyasette, konuşmaya başlarken kullanılan ” How are you?” ” Fine thank you and you” girişinden sonra, başlatılacak konuşma için teknik ingilizce gerekir. Sayın başbakanın bu nedenle tercümanlarına gözü gibi bakmasını öğütlerim. Son zamanlarda tercüman yerine kızını kullandığını zannediyorum. Ancak Amerika’da 2 yıl okumak bu seviyede Teknik İngilizce öğrenmeye yetmez.

Sevgili eşinin sayın başbakanla devamlı beraber olmasını yurt dışı seyahatlerinde anlamak mümkün. Çünkü protokol bunu gerektirir.

Ancak yurt içindeki seyahatlar için aynı şeyleri söylemek zor. İktidarının ilk zamanlarında,başbakanlık öncesi yaptığı görevlerde eşi ile birlikte çağırılmamasına bir tepki olarak daima eşinin yanında olmasını belki anlamak mümkündü. Ama gittiği her yere birlikte gitmesi , sanki yaramaz bir şey yapmaması için, başbakanı kontrol etmek için gidiyor imajı vermektedir. Ancak bu kadar sene sonra hanımefendinin , eğer birikim ve kapasitesi varsa, Semra Öza’lın papatyaları formatında bazı sosyal programlara odaklanıp başbakanın eteğini bırakmasında yarar var. Öyle bir şey yaparsa bence Başbakan da ” Oh” diyecektir.

Ancak sayın başbakanımız tabiiki ,benden genç olduğuğu için, beni dinlemeyecektir. Ona  (1170 civarı – 1220 civarı) yaşamış bir Alman şövalye ve şair olan Wolfram von Eschenbach dan bir cümle aktararak bitireyim.

” İnsan gençliğinde öğrenir, yaşlılığında anlar ” .