Yeni seçmenler, Kaçan Tren, Karışık Mangalar

Dünkü yazıma devam ediyorum. Tabii konu benimle alakalı olmadığı için işi Minkeos’a aktardım. Devamını dinleyelim.

Bu güne kadar seçimlerde kullanılan toplam oyların büyük bir çoğunluğunu almasına rağmen değişik partilere bölündüğü ülkede istenilen istikrarı sağlayacak bir iktidar grubunu oluşturamayan laik ve Atatürkçü olan veya olduğunu ifade eden kesim bu günkü oluşuma imkan sağlamıştır. Ancak tarihin hiç bir döneminde, kanunlar çerçevesinde, kendisi gibi olmayan ve / veya kendisi gibi düşünmeyen insanlara baskı yapmamış sadece kendi düşünceleri paralelinde yaşamıştır. Ancak islami kesimin devamlı baskı altında olduğunu iddiası hep sürmüştür.

Çok uzun yıllardır değişik isimlerle siyaset tarihimizde boy gösteren muhafazakar ve islami motifli partiler arasından 2001 yılında kurulmuş olan parti çok büyük bir oy oranı ile iktidara gelmiştir. Bir yandan her kamera görüşünde yeni sovan soymuş gibi yaşlı gözlerle insanların en can alıcı noktalarına  hitap eden bir hocafendi diğer yandan bu güne kadar hep zulüm ve işkence gördüklerini söyleyen değerli! iktidar yıllardır doğurdukları çok çocuk ve beyni yıkanmış az eğitimli içlerinde inançlı müslümanların da çoğunluk olduğu vatandaşlarımızla iktidarı eline geçirmiştir.

Bu günden sonra önümüzdeki her türlü seçimde ilk defa oy kullanacak yeni seçmenlerin çoğunun iktidar partisine oy vereceği kesindir. Bu kesim tarafından yıllardır sürdürülen ailelerin çok çocuk yapması politikası bu gün diğer kesim için benimsense bile oya dönüşme ancak 20 sene sonra olabilir.Buna mukabil önümüzdeki dönemde seçim barajının 10 dan 7 ye düşürülme ihtimali ve hele hele ana muhalefet partisinden hiç kimsenin istemediği istifalar gerçekleşirse kesinlikle söyleyebilirizki o zaman kesinlikle tren kaçmıştır.

Yeri gelmişken bir Nasrettin Hoca fıkrasını hatırlamakta büyük yarar vardır. Hani Hocanın evine hırsız girmiş altın,gümüş ve bütün değerli eşyalarını çalmışlar. Herkes Hocaya çalınıyormuş kapıya neden iyi bir kilit takmadın, neden bu kadar değerli şeyleri evde tuttun diye. Hoca dayanamamış ” Tamam ama demiş hırsızda hiçmi suç yok ” Laik ve Atatürkçü değerli kesimin bu fıkrayı kızmadan değerlendirmesi fevkalade önemlidir.

Ancak şimdi iktidar ile okullar  sahibi kesim arasında malın bölüşümünde sorun çıkacak gibi görünmektedir. Bu güne kadar sessizce ve uzun vadeli hedeflerle çalışan okullar grubu verdikleri iyi eğitim ile çok sayıda başarılı talebeyi yurt içinde ve yurt dışında eğitmiş ve bugün asker, polis,yargı ve siyasetçilerin içinde önemli bir cephe kazanmıştır.

Bunun dışında en önemli yanlış iktidar tarafından kendisini destekleyen kişilerin sayısal avantajı nedeniyle ve sabırsızca el attığı her konuya milletimiz  istiyor diyerek her türlü haksızlığı yapmada kendini yetkili görmesidir. Bu nedenle yaptığı ayırımcılık ve ülkeyi sade kendi yanlıları için bir yaşama alanı haline getirmek  arzusu şu an ülkenin altına dinamit koymaktan farksızdır. Teşbihte hata olmaz ” İmam yellenirse cemaat başka bir şey yapar ” diye herkesin bildiği bir deyişe uygun olarak iktidardan kuvvet alan güçler sakıncalı işlemlerine başlamıştır. Açık oturumlara gelen konuşmacıların kıyafetlerinin uyarılması, Cuma namazına gelen ve imam tarafından namaza alınmayan insanların oluşumu, ikna yoluyla insanların bir bardak içki eşliğinde et,balık yiyecekleri manzaralı ve deniz kenarlarındaki restoranlarda içki verdirilmemesi, uçaklarda bazı hatlarda içki verilmemesi gibi olaylar , sadece kendilerinden olan insanlara satılan yüzme havuzsuz, trilyonluk villaların olduğu siteler bu uygulamalara örnektir.

Ancak yaptıkları bu ayırımcılık en büyük sıkıntısını orduda gösterecektir. Ben ordudaki rütbeli askerleri işaret etmiyorum. Benim söylediklerim çavuş,onbaşı ve düz erlerdir. Eskiden ordunun en küçük birimi olan mangalardaki insanlar ermeni,sünni,alevi,Türk,kürt,laz,çerkes olduklarına bakılmaksızın askere alınanlar arasından seçilirdi. Şimdi mangalarda türkler, kürtler, azınlıklar,çerkesler lazlar ayrı ayrı mangalarda mı görev yapacaktır? Karışık mangalarda asker yanındakinin savaşta kendisini koruyacağından şüphe etmeyecekmidir?

Diğer taraftan iktidarın hocaefendi okullarından özellikle orduya geçiş yapanlardan tırstığı ve diğer ordu mensuplarına yöneldiği, yaptığı hastane ziyaretleri ve tutuklu olarak yıllardır içerde olan ordu mensuplarının birden bire serbest kalması için verilen uğraşlar ile çok net olarak gösterilmektedir.

Minkeos olarak son tesbitim mevcut iktidarı çok sıkıntılı günlerin beklediğidir. En büyük tehlike ise ne dış güçler, ne Kürt sorunu ne de Suriye’ dir. Sorun bizzat kendileri ve eylemleridir.

Bloğumuzu, iktidarı uyardığımız ,bir Socrates deyişi ile sonlandıralım.

” Kendin pahasına olduktan sonra tüm dünyayı kazansan eline ne geçer?’