Yönetim, Yüksel Pulat, Warren Buffet

Dün 3-5 santim masadan yükselen kül tablasında kalmıştık.

Sendika temsilcisine ” Arkadaşım ben senin dediğini değerlendireceğim ancak sen de bir daha masama vurursan seni Emaye Fırınının askısına asarım” dedim. Etrafımızdakiler Temsilcinin cevabını merakla bekliyor.” Tamam Şefim” dedi.

Gerçekten kızmıştım. O kadar askerlik yap dünya kadar değişik silah kullan, neredeyse 2 metre 85 kilo ol, gelsin adamın biri masandaki kül tablasını havaya zıplatsın. Söylediğim konu ile ilgili teknik bir bilgi de vermek isterim. Emaye yapılacak parça, emaye eriyiğine batırılır sonra askılara asılarak fırına girer, pişme süresine göre tünelin hızı ayarlanır ve parça istenilen sürenin sonunda pişmiş olarak fırından çıkar ve soğutulur.

O günkü sendikal olayları bir hatırlayın. Fabrikalarımız Maden İş’in kalesi olarak kabul ediliyor. 15-16 Haziran 1970 deki mitingde baş rolde olan fabrikalardan biri. İşçi sayımız 3000 civarında. Benim Şefliğimde kurulan ekip elemanları zaten daha önce kendi kısımlarında aynı görevi yapıyormuş. Maliyet bilgileri falan masal önemli olan işçilerin çalışmalarının takibi.

Kendime söz verdim işçi bana, güven duymalı dedim. Bu nedenle Muhasebe Müdürünle görüştüm onay aldım. Eski uygulamada ay sonunda yapılan puantaj nedeniyle oluşan bordro bilgilerine göre bordrolar hazırlanıyordu. Bu nedenle yapılan itirazlar doğru bile olsa ancak öbür ayın bordrosuna yansıyor dolayısıyla işçi parasını 1 ay sonra alabiliyordu. Biz servisimizde 25. gün çalışmaya başlıyor ve gördüğümüz eksiklikleri çalışanlara iletiyorduk. Bu suretle 25 gün bilgileri hatasız olarak işleniyordu. Paralarını zamanında aldıklarını gören işçiler de son 5 günün bilgilerini hatasız vermeye çalıştılar ve bordrolar hemen hemen 0 hata ile oluşmaya başladı.

Bu büyük bir devrim oldu ay sonunda çıkan problemlerin %95 i çözüldü daha önemlisi sendika temsilcileri benim ve arkadaşlarımın iyi niyetine inandı. Bu arada daha önce bir yazımda bahsettiğim Pres kısmının Sendika Temsilcisi Pala ile arada bir bakışıyoruz, bir gün birbirimize denk geliriz diye düşünüyordum. Denk geldi. Bir gün hava soğuk açık alanlarda patlak yakıyorlar. Patlak 185 litrelik yağ bidonlarına delik açıp yapılıyor. Kömürün en iyisi Döküm Koku bedava. 2 saatte bir çalışanlara çay molası veriyorlar. Ben de Pres dairesinde aralarında çay içiyorum. Pala yanımza geldi ”O” dedi ” İşçi İşveren yan yana” ” Sen şöyle gel ” dedim ” Bir dans edelim”

Palanın 40 santim bıyığı var ama kendisi 55 kilo. Gömleğinden tutmuşum. İşçinin arasından ayrıldık. ” Şimdi seni duvara kadar götürüp oradaki çiviye asacağım” dedim. ” Tamam şefim bırak işçi anlayacak” dedi.

Sonra bir gün şirketimizde görev değişikliği oldu. Koç Holdingten yeni bir Genel Müdür gelecek dediler. Hakikaten geldi. Yanında yardımcılarını da getirdi. Yeni bir dönem başladı.Genel Müdür hemen hemen benim boyumda. Almanyada okumuş. Almancada uzuna lange denir. Ona da önce lange Yüksel demişler sonra lange Langa olmuş. Dayı görünümlü bir insan. Langanın nesi meşhur bilirsiniz. Bu lakap ona yakışıyor.

Arabasından çıkınca merdivenlerden ikişer ikişer çıkıyor. Kimse yoluna çıkmıyor herkes kaçışıyor.

Ben bir gün merdivende yakalandım. Nefesimi içime çektim duvara yapıştım. Tam geçerken bana göz kırptı. Bir adım geçtikten sonra geri döndü ” Beni hatırlamadın sen Fenerde oynarken ben İ.T.Ü nün idarecisi idim dedi. Ben o anda o korkunç görünümlü Genel Müdürün ne kadar sıcak ve dost olduğunu gözlerinde gördüm ancak bunu bu güne kadar kimseyle paylaşmadım.

Günlerden bir gün serviste oturuyoruz Zannediyorum 1 gün evvel Dökümhanede bir kavga çıkmış bir işçi hayatını kaybetmiş. Birden büyük bir gürültüyle işçiler içeri girdi.

Başlarında Pala ” Herkes çalışmayı bırakacak ” diyor. Bir yandan da arkadaşların elektrikli hesap makinalarını kablolarını prizlerden çekiyorlar. Yanıma geldi ” Şefim sen elektriğini kendin kes ” dedi ve gitti. Bende makinemi kapattım.

Bütün İşçi Genel Müdürlük katını bastı. Bir yandan da giriş çıkış kapısına kaynak yapıyorlar. O zaman kimsenin arabası yok. Genel Müdürlük katında itiş kakış olmuş camlar kırılmış. Genel Müdüre şirketten ayrıl demişler. O da ben buraya arabamla geldim arabamla çıkarım demiş.

O gün bana telefonla Personel Genel Müdür yardımcısı tarafından bir görev verildi.

”Kapıya gidip sabah şirkete gelenlerin  kartlarını toplayıp personel servisine getireceksin.”

Yola çıktım. Kapıda çok büyük bir kalabalık var. Ben ilerledikçe açılıp sonra arkamdan tekrar kapanıyorlar. ”Tamam” dedim ”Akşam çocuğumuzu göremeyeceğiz herhalde”

Kartların durduğu yerde Sendika Temsilcileri toplanmışlar. ” Buyur Şefim” dedi Baş Temsilci ” Kartları toplamaya geldim” dedim ” Şu an içerde olan işçileri belirleyeceğiz” ” Sonra da herhalde ceza vereceksiniz” dedi Baş Temsilci, sonra oradaki işçilere döndü ” Şefimi yormayın yanında gidin her 2 vardiyada olan kişilerin kartlarını ayrı ayrı toplayıp Şefime verin.” dedi.

Kartları aldım geri dönüyorum beni gören mefta görmüş gibi bakıyor. Genel Müdür Yardımcısının odasına girdim kartları teslim ettim. ” Problem çıkmadı mı?” diye sordu. ” Hayır ” dedim çıktım.

3 gün sonra kapının kaynakları söküldü Genel Müdür arabası ile çıktı olaylar biraz yumuşadı.

Bu yazı biraz anı biraz tarih oldu. Şirketin bu kadar sene yaşamasını sağlayan o günkü Genel Müdürümüz Sayın Yüksel Pulat daha sonra Koç Holdinge geçti ve Vehbi Koç’un sağ kolu oldu. Kendisini rahmetle anıyor ve bu günkü yazımı Warren Edward Buffetin bir deyişi ile sonlandırıyorum.

Birileri bugün gölgede oturuyorsa, uzun zaman önce birileri ağaç ektiği içindir.

Not: Değerli arkadaşım Korkut Genel Müdürümüz rahmetli Yüksel Pulat’ın resmini kendi sayfasında yayınlamış. Kendisine ilgi ve yardımından dolayı teşekkür ederim. Yazı benden resim Korkuttan olsun.