Benim Enflasyonum , Kırılgan Türkiye

Sabahleyin Ekonomi konusunda konuşan kravatlı uzmanlara hastayım

Bu ara hep konu kırılgan Türkiye lafı ile özdeşleşiyor

Siz onları boş verin gerçekleri benim gibi bir ekonomi uzmanından dinleyin

Konuya girebilmek için muhakkak enflasyondan yola çıkmak lazımminkeos 2

Enfasyon hesabı, bir yanda değerlendirmeye alınan mal ve hizmetler ,  bunun hemen yanında toplamın 100 ettiği hesaba baz olan % miktarlar ,    yanında ise dönem ile ilgili fiyat değişikliklerini gösteren bir listedir

Konu bu kadar basit

Bu günkü gibi don lastiğinden , çengelli iğneye kadar ( örnekler konuyu özetleyebilmek için seçilmiştir olaya ciddi bakılmasın) benzer saçma sapan malları koyarsanız bu günkü aylık enflasyon değişimi çıkar.

Ama mesela benim gibi sağlık sorunu olup ulaşımı pek kullanmayıp her gün sade yumurta ile ekmek yiyip her ayın Ocak ayında kira sözleşmesi imzalayan biri için Ocak- Aralık dönemi enflasyon artışı, eğer yumurta ve ekmeğe zam gelmezse  – 0 – olur. Buna deve diyelim.

Ama belirli bir gelir sahibi olup ta işine umumi vasıta ile giden veya özel araba kullanan  , eğitim keyif  gibi ihtiyaçlarını karşılamak isteyen, çocuklarını özel okulda okutan kişilerin dönemsel enflasyon artışları ise anasının dinine yükselir. Bunu da kuş olarak adlandıralım

Aylık yayınlanan enflasyon artışları ise bunlarla hiç alakası olmayan bir rakam olup ne deve ne de kuştur.

Şimdi kırılganlık konusuna gelelim

Söylenen bir kaç yıldır yüksek seyreden ülke büyümesi için önümüzdeki 2-3 sene için bir düşüş meydana geleceği olup bu genellikle yüksek seyreden dış paraya bağlanmaktadır.

Burda 1. yanlış geçmiş yıllarda yüksek olduğu ifade edilen büyümedir.

Yukarda ifade etmeye çalıştığım enflasyon hesabının benzeri büyüme hesabında da vardır.

Bu hesaplamanın temel lokomotifi inşaat sektörüdür ve ordaki hareketlilik önemli ölçüde büyüme hızına yansımış ve oranı yükseltmiştir.

Ancak durmayalım düşeriz mantığı ile halen devam eden ve reklamlarla maketlerle ümitsizce yapılan bu çalışmalar genellikle dış kredilerle başlatılmış ve alacak gelir sahibi insan da pek kalmamıştır.

Ayrıca alınan bu kredilerin de er veya geç döviz olarak geri ödenmesi gerekecektir.

Ben sanayide yönetimin her kademesinde, düz memurluktan Genel Müdürlüğe kadar  çalışmış ( bazen böyle coşuyorum )   biri olarak size sanayideki durumu özetleyeyim.

İhraç edilen sanayi ürünlerinin hammaddesi ve aramalları ya ithal edilir ya da $ ile satılır. Maliyet içindeki yerleri  % 55-60 arasıdır. İkinci en önemli maliyet girdisi ise enerjidir. Bu da  maliyetin %10-15 idir.

Maliyetin %75 inin dış paraya bağlı olduğu bir ürünün diğer maliyet artışlarını ( İşçilik, Genel Gider ve Kar ) ise kalan %25 in kur artışı ile sağlamak ise fevkalade zordur.

Belki siz yaşamak için malınıza hiç zam yapmadan mevcut 100 $ dan bu yıl da  satmaya hazırsınızdır.

Ancak malınızı sattığınız yabancı firmalar her yıl en az %5 iyileştirme, bir başka ifade ile bir evvelki sene 100 $ a sattığınız malı 95 $ a almak isterler.

İşte bu nedenle işimiz zor sonumuz karanlıktır.

Hele bu şirketlerin geçmişte alıp bu yıl ödemek zorunda olduğu döviz borcu da varsa eyvah eyvah.

Ülkeyi yönetenlerin enflasyonu düşük göstermek için değerler üstünde oynaması ellerindedir.

Ancak yurt dışı Rating kuruluşlarının ülke için verdiği puanlara müdahale etmeleri mümkün değil.

Bu konuda da Cumhurbaşkanının yaptığı açıklama var.

Ona göre bu değerlendirme hem yanlış hem haksız.

Yakında bu kuruluşların da paralelci olduğu söylenebilir ve yayın yasağı konulabilir.

Blog bitti huzurlarınızdan saygı ile ayrılıyorum. ( Burası da sahne sanatçısı vedası gibi oldu )