Çakma Giyim, Jennifer Lopez, Selçuk Parsadan

Askerlikteki Ankara günlerime devam edeceğim ancak bu sabah aklıma gelen ve önemli gördüğüm bir konuyu sizinle paylaşmak istiyorum.

Bir yazımda gene konu ettim sanırım, dünyadaki en önemli tesbitin  2 sayısını bulunması olduğunu söylerdi Lisedeki Mantık Hocamız. Şimdikilere garip gelecek ama bizim zamanımızda mantık gibi felsefe gibi dersler okutulurdu Lise son sınıflarda.

Daha önce 2 yerine (1 ve 1) derlermiş ve sayılar öyle devam edermiş. Bu gün en az bunun kadar önemli bir konuyu görüşlerinize sunmak isterim.

İnsanlar bizim gibi emekli olunca veya bir başka nedenle gelir kaybına uğrayınca bütçelerine dikkat etmek zorunda kalıyorlar. 100-150 Liraya satılan marka ürünlerin çakmasını dükkanlarda 8 , pazarlarda 5 liraya bile bulmak mümkün oluyor. Tabiiki bu verdiğim fiyatlar doğru olmayabilir. Bu tip çakma ürün alıp giyen okurlarım için söylüyorum özellikle pantalon, eşofman altı gibi parçalarda  içine dikili etiketinin olup olmadığına dikkat edin. Olanlarını da evde tekrar sağlamlaştırın.

Bu etiket giyim eşyalarında büyüklük belirler veya nasıl yıkanması gerektiğini anlatır zannetmeyin. Onu bir kere okursunuz. Bu etiketin esas işlevi etiketin olduğu tarafın popo olduğunu göstermektir. Eğer o etiket düşerse ve sizde de Jennifer Lopez gibi popo yoksa her sabah ” yahu bunun önü neresiydi?” diye düşünürsünüz. Bu yazı da neyin nesi diyenler için söylüyorum. Sabah banyo yaptım ve benim çakma bir pijama altım var.

Dün kaldığım yerden devam ediyorum. Hafta sonu eve geldim. Geçici görevle Ankara’ya gideceğimi aileme anlattım. Maçlar 10 gün sonra başlayacaktı ve yaklaşık 8-9 aydır oynamadığım için bu akşam hemen gitmeliydim. Mümkün olduğu kadar çok idman yapmalıydım.

O gece Tren ile Ankaraya gittim. Binbaşımla Orduevinde buluşacaktık.

Orduevinde Binbaşımın yanında Avarel de vardı. O da bir gece evvel gelip yerleşmiş, beraber kalacakmışız. Odalar 3 kişilikmiş ancak Orduevi Yönetimi mecbur kalmadıkça 3. yatağı kullandırmayacakmış.

Odaya çıkıp sivilleri giydim ve Binbaşımla beraber Muhafız Alayına gittik. Orada  takım arkadaşlarımız ile tanıştık.  Avarel ile benim dışımda İzmir’de askerlik yapan bir basketbolcu daha bulup getirmişler. Galatasarayda oynarmış. Avarel de pek hatırlamıyor. ama hepimizden uzun  herhalde 2 metre var. Biraz pepeme gibi çok hızlı konuşuyor. Konuşunca düzeliyor. Adı Selçukmuş. Er olduğu için getirtilmesinde sorun çıkmamış.

Takımda bir de Milli Basketbolcu var. O da Galatasaraylı. Genç Milli takımda da beraber oynamıştık. Bütün hayatım boyunca tanıdığım Ankaralı basketbolcular içinde bence tek problemli kişi idi. Ayşe Özyılmazelin dayısıdır. Nasıl bir insan olduğunu öğrenmek isteyenler internetten araştırabilir. Umarım yolu açık olmuştur.

İdmanlar başladı. Benim Piyade okulundaki başarılı performansım dolayısıyla ben kaptan olacakmışım askeriye böyle. Geçen dönem kaptan olan arkadaşım Arap M……. gerildi üzüldü. O kaptan olsun diyorum Binbaşı kabul etmiyor sicil esastır diyor. Ne ise şöyle bir çözüm buldum. Sahaya çıkarken ben biraz ağırlaşıyorum o öne geçiyor maç kağıdına ben imza atıyorum böyle idare ediyoruz.

Bir sıkıntım da Avarelden. Ben hafta içi İstanbul’a gidiyorum o devamlı Orduevinde kalıyor. İkimizin de resmi elbisesi yok sivil giyiniyoruz. O sırada bizim odaya genç subaylar geliyormuş. Genelde teğmen olan bu subaylara Avarel cart , curt yapıyormuş. Kapı tarafındaki yatağa yat, tuvaleti önce ben kullanacağım gibi emirler veriyormuş. Gelince de bana anlatıyor. ”Beni herhalde Yüzbaşı sanıyorlar. Ne desem emredersiniz diyorlar” diyor bir yandan da gülüyor.

Ama en büyük sıkıntımız Selçuk’tan. Adam devamlı arıza. Ankaradaki bir Paşanın adını vererek onun ağzından Alaya telefon edip devamlı izin alıyormuş. Bu tip insanlara ben ” Ruhu Puşt ” derim. Puşt lafını daha başka manalara çekenlere siz bakmayın. Farsça bir kelimedir ve güvenilmez demektir.Ben askerde onu çok uyardım ancak Shakespear’ın lafıyla ‘’ Hiç kimse duymak istemeyen biri kadar sağır olamaz”

Ve maçlar bittikten sonra da Selçuk çok gündemde kaldı. Siz onu Selçuk Parsadan olarak tanıdınız. Daha fazla bilgi almak isteyenler internetten araştırabilir. Ben burada ona sadece rahmet diliyorum.

Ben Pazar ve Pazartesi geceleri Orduevinde yatmadığım için o günler gerektiğinde benim yatağı da kullanıyorlarmış. Bir Salı öğlen Orduevine geldim Avarel Lobide biraz sıkıntılı. Ne oldu dedim. Bir gün evvel benim yatağıma birini almışlar o da her zamanki gibi adama fırça fırça. Sonra dolabı açmış adamın resmi elbiseleri asılıymış. Meğer Hava Yüzbaşısı imiş. Avarel de korkudan gece arkadaşının evinde kalmış.” Valla bu güne kadar yaptıklarımdan çok pişman oldum” dedi ” İyiki dalga geçerken başım,belaya girmedi”

” O kadar önemseme dedim, aslında yaptıklarımızdan değil, yapamamadıklarımızdan pişmanlık duymalıyız.”

Devamı bir hafta sonra