Cehalet, Horozlar, Mihail Bakukin

Yeni yıla girdik. Alkol almadık. Son günlerdeki aşklı meşkli yazıları bitirip adam gibi yazmaya başlamanın tam zamanıdır. Artık yaşıma uygun şeyler yazayım diyorum.

Spor yazan istemediğin kadar, sürüsüne bereket. Siyaset yazayım desen tadını çıkarmak için taraf olup bir tarafa sövmek lazım. Ben bu günkü duruma gelmemizde her kesimden siyasetçinin , demokratik toplum kuruluşlarının, üniversite öğretim görevlilerinin, her kesimden eğitimli ve az eğitimli insanların ve tabii benim suçumun olduğunu düşünüyorum. yani kısacası suçlu insanın ta kendisi.

Bana göre insanoğlunun yapısında birşeylere inanmak birilerine güvenmek var. Henüz yerleşik hayatın olmadığı Paleolitik Dönemde bile sanat ve din vardı.Ancak tarih boyunca din kurumunun şekillenmesinde siyaset kurumunun önemli bir etkisi olduğu görülmektedir.

Günümüze baktığımızda siyaset,ekonomi,eğitim ve aile gibi din de tartışılan kurumlar içinde yer almaktadır. Bunun nedeni din kurumunun bir yandan toplumsal kaynaşmanın sağlanması açısından önemli bir ortak payda oluştururken, diğer yandan farklı inanç grupları arasında ortaya çıkan sorunlar nedeniyle toplumsal birliği tehdit eden bir unsur gibi de gözükmesidir.

Belirli bir kesim kendi menfaatleri için özellikle cahil ve yarı cahil insanları kullanmakta ve onların üstünden mevkii ve rant sağlamaktadır.

” İnsanlara cehaletlerini tanıtmak imkânsızdır. Zira cehaleti görebilen cahil değildir.”   diyor Herbert J. Taylor (18 Nisan 1893 – 1 Mayıs 1978)

Ancak cehaleti ne gören ne de kendisini cahil kabul eden öyle çok insan vardır ki bunlar din üstünden mesai yapan insanlar için bulunmaz nimettir.

Konuya açıklık getirmek için bence bu din üstünden siyaset yaparak kendilerine çıkar sağlayan bu insanların kötü niyetli hatta kötü olduğunu da peşinen kabul etmek durumundayız.

İyi insan, kötü insan nasıl ayrılır, sadece iyi olmak yetermi?

”İyi adam olmak için kimseye kötülük etmemek yetmez, iyilik etmesini de bilmelidir.”diyor Fransız şair ve yazar François Fénelon (6 Ağustos 1651 – 7 Ocak 1715)

Tolstoy’un da bir önemli tesbiti var.

” Kötüler, kendilerine tahammül edildikçe daha çok azarlar.” diyor.

Etrafınıza bir bakın son zamanlarda  bazı kişilerin söylemlerinde ve duruşlarında aynı horozlar gibi davrandıklarını göreceksiniz. Bir gurur bir ihtişam.

”Bazı horozlar, güneşin kendileri yüzünden doğduğunu sanırlar.” diyor ( Tbeodor Fontans ).

Fakat ben bir zamanlar tevazu havuzunda siyasete başlayan bu kişilerin bu günkü durumuna gelmesinde ben dahil herkesin sorumluluğu olduğunu düşünüyorum.

Belki bu yazıda hiç yer almaması gereken bir isme atıf yapmaya kendimi mecbur hissediyorum.

19. yüzyıl başında doğan Mihail Bakukin  (1814-1876) Rus anarşisti olup bu kuşağın ilk temsilcilerindendir.

Söylemine bakarmısınız iktidar hırsına kapılmış insanı ne güzel anlatıyor.

” En ateşli devrimciyi alın, ona mutlak iktidar verin, 1 yıl içinde Çar’dan daha beter olacaktır.”

Başka söze gerek var mı ?