Diş Macunu , Traş Kremi , Gabriel García Márquez

Bu günkü blog konusu şudur diyemiyorum

Aklıma ilk gelen delikanlılığımızın hemen başında yaşanılabilirlikler ( lütfen kelimeyi doğru okuyun zaten ben de zor yazdım).

Delikanlılığımızın hemen başı dedim de bazı değerli arkadaşlar !!! sorarlar ne kadar başı diye. Bayağı başıGabriel_Garcia_Marquez

Heyecanmı, motivasyon eksikliğimi , yanlış seçim mi, olduğundan fazla değer vermek mi , siz ne derseniz deyin, ama ilk karşı cinsle buluşmalarda bir şeyler şaşar.

 

 

Bilmem erkekler bana katılırmı kadınlar ne yapar bilmem ancak erkekler için   kesinlikle söyleyebiliyorum,

” Her erkek hayatta bir kere , bir kızla çıkacaksa, diş fırçasına diş macunu diye traş kremi sürer ve dişini fırçalar.”

İstediğiniz kadar bir şey yiyip dişlerinizi düzgün fırçalayın ağzınızın içindeki o kepaze tadı o gün yok edemezsiniz, denenmişi var.

İlk zamanlar bu tip talihsizliklere çok kızıyordum. Sonra alıştım. Bu hayatın doğasında var .

Bir de ben hep denemişimdir bir randevuya gitmeyi çok istersen ve kendine çok bakarsan, sinekkaydı traş , jöleli saçlar , bıçak  gibi ütülü pantolanlar , gıcır gıcır gömlekler falan , kız gelmez.

Yaşım ilerledikçe bu tip şeylere önem vermemeyi öğrendim. Sen ne yaparsan yap iş olacağına varıyor dedim. Karşı cinsi tabiiki önemseyeceksin ancak olaylara özel anlamlar yüklemeyeceksin.

Tam da bu sırada düşüncelerimi doğrulayan bir tesbit okudum.

Gabriel García Márquez

” Kendini çok zorlama, en güzel şeyler onları en az beklediğinde olur.”   demiş.

Son olarak söylemek istediğim ise beraber olduğunuz kişi ile zaman zaman ruh uyuşmazlığına düşme ihtimalidir.

İlişkilerin başında tesbit edilen ten uyuşmazlığı o veya bu şekilde çözülebilir. Ancak ruh ve fikir uyuşmazlığının birlikteliğe etkisi o kadar kolay ortadan kaldırılamaz.

Özellikle ülkemizde uyuşmazlığın, hadi Ahmet biraz gayret sistemi ile çözüm için , biraz dalgalanmaya bırakıldığı da çok sık görülmektedir.

Bu konuda da bence ustayı bir kez daha dinlemekte fayda var diye düşünüyorum.

” Bitti diye üzülme, yaşandı  diye sevin.”

Ben söylemiyorum o söylüyor.