Eşarp Koku

Bu gün ele almak istediğim konu ülkemizdeki  insanların arasındaki iletişimsizlik.

Bu ara yazılarımda bir konuyu işlerken kendi yaşamımdan yola çıkmam öncelikle beni şaşırtıyor.

Hiç istememe rağmen tuşlara basmaya başlayınca yazı kendi yolunda ilerliyor.

Sene 1979.

Bozüyük Tesislerinde görev yapıyorum.

Yeni kurulan bir çok fabrika var.

Bütün iletişim Bozüyük Postanesindeki çilli bir hanım santralden geçiyor.

Fabrika Müdürleri onunla ilişkiyi bozmamak için bin takla atıyor.

Eşarp , koku gibi hediyeler gırla gidiyor.vakko-eşarp-modelleri

Santral kızımız elindeki fişi kime sokarsa o fabrika konuşuyor diğerleri sıra bekliyor.

Satınalma Grubumuzu İstanbul’ da konuşlandırdık çünkü Yan Sanayimizin  hemen hemen tümü orada yerleşik.

Birlikte çalışmaktan onur duyduğum ve  kendilerini rahmetle andığım önce Haldun Sirel  sonra Türkay Çetinkol bütün özverileri ile ikmali planlıyorlar.

Onların gayretleri ile yüklenen kamyonlar Bozüyüğün amansız kış şartlarında, hangi saatte gelirse gelsin, kapıda sevinçle karşılanıp rütbe düşünülmeden elbirliği ile indiriliyor.

Tesis Müdürümüz Turgay Günay  ile birlikte gece yarısından sonra gelen kamyonları indirdiğimiz hala belleğimdedir.

Eksik tek bir malzemenin bile olması halinde üretim yapmanın mümkün olmadığı bu dönemleri korku ile hatırlarım.

İletişimin önemini 36 yıl önce anlamıştık ve çok da başarılı idik.

İletişimin önemini ortaya koyan ilk kişi bildiğim kadarı ile 1930 doğumlu Fransız ve İsviçreli film yönetmeni   Jean Luc Godard’ dır.

O

” Artık sadece iletişim araçlari var, iletişimin kendisi yok…” demiştir.

Değerli Yönetmenin tespiti bu gün ülkemizde geçerliliğini koruyor.

İletişim araçları harika

Akıllı telefonlar, internet

Ancak bedeli çok ağır oldu.

Önce çocuklarımızı kaybettik.

Hepsi evde odalarının kapısını anne babasına kapattı.

Daha sonra oturduğumuz apartmandaki komşulardan koptuk.

En sonunda karpuz gibi bölündük.

İletişim araçları bu bölünmeye yardımcı oldu.

Gazeteler ayrı , televizyon kanalları ayrı.

Ankara’da insanın kanını donduran bir facia yaşandı.

Hayatını kaybedenler kimsenin umurunda bile değil.

Herkes kafasında bu işin faillerini belirlemiş.

Bu mantık altında birbirlerini suçluyor.

İşin asıl kahrolacak tarafı bu.

Bir de  önümüzde bir seçim var.

Bu günlerde yaşananlar  göz önünde alındığında seçim olur mu olmaz mı olursa  sonucu ne olur derseniz.

Ben bilmem rabbim bilir.