Fenersaray

Ben kendimi Fenersaraylı sayarım ya.

Hem G.Saray taraftarı ol hem de Fenerbahçenin milli basketbolcusu.

Tabii ki dikiş tutmadı

İnandığım etik değerler nedeni ile , neredeyse 50 sene evvel , Fenerbahçe üye kartımı iade ettim.

Kalamışta’ ki Fenerbahçe Sosyal Tesislerine bu güne kadar hiç girmedim.

Hemen yanındaki G.Saray Tesislerine ise dostlarım vasıtası ile bir kaç kere gitmişliğim vardır.

Sizin anlayacağınız ne İsa’ya yaranabildim, ne de Musa’ya.

Olsun

Bizim zamanımızda etik başka türlü bir şeydi.

Bu gün Lütfi Kırdar Fuar merkezi olan Spor ve Sergi Sarayı tek basketbol salonu idi ve 4.000 kişi alırdı.

Ütteki camları kırık ve giriş çıkış tek kapıdan yapılırdı.

Kapıdan girince sağa giderseniz Fenerbahçe, sola giderseniz G.Saraylıların oturduğu tribünlere ulaşırdınız.

Pota altlarının bir tanesi Kadıköy seyircisine aitti ve orada Modaspor,ve Kadıköyspor taraftarları vardı.

Diğeri ise İstanbul sosyetesinin kürklü hanımefendilerinin, takım elbiseli ,kravatlı beyefendilerinin oturduğu elit bir tribündü.

O tarihte G.Saray başkanı Suphi Batur, Fenerbahçe Başkanı Faruk Ilgaz’dı. Federasyon Başkanı ise Orhan Şeref Apak’dı

S.Batur Hukuk Fakültesi mezunu ve milletvekili idi. Senato Başkanlığı yaptı.

F.Ilgaz Fransız okulu mezunu ve dönemin İstanbul Belediye Başkanı idi.

Hiç unutmam

O tarihlerde G.Saray tribününün hemen önünde ayakta bir taraftar vardı, elinde ortasında kocaman bir delik olan gazete.

Her G.Saray basketinden sonra ya kafasını ya ayağını o delikten çıkarırdı.

Fenerbahçe seyircisi de ona hem yuh çeker hem de elle kolla cevap verirdi.

Maçtan sonra ise her iki taraftar grubu tek kapıdan çıkar evlerine dönerdi.

Yolda birbirlerini kızdırırlar ancak kavga gürültü olmazdı.

Ben çıkışta hiç bir itiş kakış izlemedim.

Sporcular ise maçtan sonra birbirini evlerinde ağırlardı.

Bir o günkü spora ve sporun ahlaki değerlerine bakın bir de bu güne.

Bu günün Kulüp başkanlarına, Federasyon Başkanına

Gel de geçmişi özleme