Reklamlar, Karşının Aksisi, Gülse Birsel

Pazar bloğu da tatil mantığında olsun istedim. Hani yapacak bir işin olmaz da gezmeye çıkarsın. o kafe senin bu dükkan benim ( Burada kendimle dalga geçiyorum, sanki o kadar yürüyebilirmişim gibi). Basketbol oynarken Fenerbahçe bayan (şimdi kadın diyorlar) basketbol takımının kaptanı bir ablamız vardı, ismini söylemem, maşallah erkek gibiydi.Biraz da ağzı bozuktu. Bir maçta seyirciye kızdı ” Şimdi tribüne çıkar ananızı s……..” diye bağırdı. Maçın sonuna kadar seyirci ” Neyinle  Ç.(Bu Ç isminin baş harfi oluyor)… neyinle?”  diye tempo tuttu. Bu anekdotu bana gezmeye çıkarsın dediğim de neyinle diyen çıkar diye yazdım.

Biraz televizyon reklamlarına değineyim. Bu ara reklamlarda çok iyi motifler var. Mesela Cem Yılmaz’ın banka reklamı çok iyi ve emek yanında çok da  para dökülmüş. Ancak ben reklamların füze ile uçmayan düşük maliyetli olanlarını seviyorum.

Mesela bir enerji reklamını çok beğeniyorum hani %4 daha ileri gidiliyor ya. Beğendiğim sahne sizin tahmin ettiğiniz yer değil. Hani oyuncu, sunucu minibüsten aşağıya atlıyor ya işte orasına bayılıyorum. Bir zamanlar ben de öyle vapurdan,tramvaydan atlardım, merdiven çıkıp inerdim. Ne ise sıra en sevdiğim reklama geldi.

Gülse Birsel’in canlandırdığı reklam. ” Karşının aksisi ” bence 2013 ün sloganı olacak. Sadece aksesuar olarak bir masanın arkasında duracaksın ve hemen hemen  -0- aksesuar maliyeti ile böyle sevimli bir karakter ve ağızlardan düşmeyen bir slogan. Benim onun yaşında çocuklarım var ama hepsi erkek. Onun kadar esprili bir kızım olmasını vallahi çok isterdim. Ancak büyüyünce evlendirmek sıkıntı olurdu.Yahu o zaten 13 yıldır evli diyenlere aslında ” Vay Sazanlar ” demek lazım. Evli olduğunu  ben de biliyorum ancak bu tesbiti bloğumun devamına ayak olsun diye yazdım.

Benim 2 oğlum var küçükken bunları beraber evin önüne çıkarın ve burada bekleyin hemen geleceğim deyin bir tanesi 3 gün oradan kıpırdamaz diğerini Kadıköy iskelesinin önünde bulurdunuz. Ben Gülse’yi iskelede bulunan oğluma benzetiyorum. Eşini ise hiç tanımamama rağmen öbür oğluma.Ben bu beraberliğin bu kadar uzun süre, nazar değmesin, devam etmesinde biraz da Gülse’nin kendisinden 15 yaş büyük bir ağbi ile yaşamasının da büyük etkisi olduğunu düşünüyorum.  Evlilik denen şey öyle anlaşılmaz bir şeydir ki. Biri hep konuşan diğeri hep susan da, devamlı birbirinin sözünü ağzından alıp konuşmaya da devam eden de birlikte uzun yıllar evliliklerini sürdürür veya çok kısa bir süre sonra son verir.Bence evliliklerdeki hisleri bir kaç gün önce yazmama rağmen gene bugünkü bloğa almak lazım oldu. Nietzsche ”Evlilikleri mutsuz kılan sevginin eksikliği değil, arkadaşlığın eksikliğidir”..diyor.

Bu günkü yazımızı  evliliklerini mutlu bir şekilde sürdürmek isteyenlere tavsiye veren bir dede formatında yazdık. Son olarak mahallemden bir reklam harikası ile bitirelim. Aynen aktarıyorum.

Mahallemin , sevgili belediyemiz tarafından ” alt ve üst yapısı yeni tamamlanmış saygın caddesindeki ” (bu yazı mahallenin girişinde belediye tarafından mahalle sakinleri için hazırlanmış teşekkür içeren bir bez afişte aynen yer almaktadır) bir dükkanın camına yapıştırılmış bir kağıt üzerinde şu yazı yer almaktadır.

” Topuklu ayakkabı da büyük kampanya ”

Bunu Gülse bile yazamazdı