Sinek Kadar Kocam Olsun,Chuck Palahniuk

Sizin de zaman zaman hayatınızı gözden geçirdiğiniz olurmu?

Hani hayatınızın önemli bölümleri bir film şeridi gibi önünüzden geçer.

Bazı kısımlarını şaşkınlık bazı kısımlarını ise gözleriniz yaşlanarak izlersiniz.

Ancak bunlardan , bence, en fazla acı vereni zaman içinde insanın yaşadığı kayıplardır. Bir şarkı da ki haliyle ” neredeydik nerelere geldik” sorusu bu konuyu en açık ifade eden kelimelerdir.

Burada kayıp olarak ifade etmek istediğim maddi veya dış çevre kayıpları değil kişinin bizzat kendi içinde yaşadığı kayıplardır.

Örnek vermek gerekirse, insanın bir şekilde evlerini arabalarını veya kendini sevdiklerini zannettiği dostlarını kaybetmesi elbette üzücüdür. Ancak esas büyük sorun  bu durumun bizzat bu konuda hedef olan kişinin iç dünyasıdır.

Karakter olarak biraz orta düzeyde olan ve özellikle 15 yıldan fazla evli kalan çiftlerin zaman içinde  ne kadar biribirlerine benzediğine dikkat ettiniz mi?

Özellikle bir hanım yazarımızın kitabıın adı ile ” Sinek kadar kocam olsun, başımda bulunsun ” mantığı ile sadece bekar kalmamak için oluşan bu düşük eşikler orta bir zaman aralığı içinde kocalara çocuğu gibi davranan ailelerin türemesine yol açmıştır.

Bu tip ailelerin ortak özelliklerinden biri de kendi yaşadığı çok küçük sorunları büyütme eğilimidir. Anonim bir söylemle

” Başkasını yumruğunu yemeyen kendisininkini balyoz zannedermiş”

Bir önemli özellikleri de zaten çok az olan arkadaşları ile her konuda idrar yarışı yapmayı çok sevmeleridir.

Bu tip çiftler bazen daha ileri gider kendilerinden daha üst segment kişi ve çiftleri kıskanır veya kin de duyabilir.

Bunu Chuck Palahniuk çok normal buluyor ve nedenini şöyle açıklıyor..

Çünkü diyorki

“Nefret edecek kimse bulamadığınız zaman kendinizden nefret edersiniz.”

Bu tip çiftlerle yaşamak hiç zor değildir.  Kızdığınız zaman istediğinizi söyleyebilirsiniz. Çünkü onlar davranışlarının farkında bile değildirler.

”Zaten hayatımız hep bir şeylere alışmakla geçiyor..”