Uzun Diller, Ses Telleri, Zürafa Kulağı

Siyasetle ilgili yazı yazmayacağımı, sadece analizlerimde insan grubu olarak değerlendireceğimi ifade etmek istiyorum” demiştim ya.Bu gün onlardan biri.

Özellikle İmralı tutanaklarının doğru yanlış açıklanmasınan sonra bazı kişilerin  uzun dilli olarak tanımlanması beni araştırmaya sevk etti. Acaba böyle çok sesli yorumlar yapanlara hayvanmı demek isteniyor diye. Malum insanların dilleri birbirinden pek farklı uzunlukta değil.

Sadece 2 hayvan bulabildim. Bunlardan birincisi bukelamun. Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzunmuş.

İkinci hayvan ise zürafa. 

Zurafa da  kulağını 53 santim uzunluğundaki dili ile temizlermiş..

Yani bukelamungiller ve zürafagiller neslinden gelen insanlar ayaklarını denk alsınlar bundan sonra hem varlıkları takip edilebilir  hem de telefonları dinlenebilir.

Peki telefon dinlenecek de konuşan benmiyim nasıl anlaşılacak , ses sese uslup usluba benzemezmi?

Araştırma sonuçlarını aşağıda bulacaksınız.

” İnsan sesi, daha doğrusu insan konuşması oluşurken katkıda bulunan o kadar çok şey vardır ki, bunlar bir araya gelince iki insanın konuşmasının aynı olma ihtimali yok denecek kadar azdır. Hatta her bireyin konuşması o kadar kendine özgüdür ki, telefonda sesin alttan ve üstten belirli frekansları yok edilmesine rağmen, açar açmaz ‘merhaba’ deyişinden karşımızdaki kişiyi tanıyabiliriz.

Sesimizin oluşmasının ana nedeni şüphesiz ses tellerimizdir. Ses tellerinin boyu sesimizin kalınlığını belirler. Ne kadar uzunsalar ses o kadar ince çıkar. Kadınların erkeklere göre avantajları ses tellerinin daha uzun olmalarıdır. Tabii ki ses tellerimiz sesimizin tınısını tek başlarına belirleyemezler. Dudağımız, dişlerimiz, dilimiz olmasaydı ortaya anlaşılmaz rahatsız edici bir gürültü çıkardı.

Dünyanın dört bir yanında farklı lisanlar konuşuluyor ama tüm bu insanlar ağızlarında benzer sesler çıkarıyorlar. Her iki dudakları ile T’ ve ‘B’, dudak ve dişleri ile ‘F’ ve ‘V, dilin ön kısmı ile ‘T’ ve ‘D’, dilin arka kısmı ile de ‘K’ ve ‘G’ seslerini çıkarıyorlar.

Dilin ilk insanlarda, işbirliği daha doğrusu kültür ve bilgileri gelecek nesillere aktarma ihtiyacından doğduğu sanılıyor. Günümüze kadar altı bin dil geliştirilmiş.

İnsan yüzündeki kaş, göz, burun, ağız ve diğer şekillerin çok az fark göstermelerine rağmen hepsi birleşince nasıl bir insan diğerine benzemiyorsa, oluşumunda katkıda bulunan şeylerin çeşitliliği açısından konuşmamız da öyledir.

Bu yazının sondan bir evvelki paragrafında koyu olarak ifade ettiğim, dilin  hangi ihtiyaçları yerine getirmesi için insanlara bahşedildiği çok net açıklanmışken işlevinin, bu gün insanların kişisel ve toplumsal ihtiyaçlarına mani olacak hatta onların özgürlüklerini ortadan kaldıracak şekilde, değiştirilmesi beni çok üzüyor.

Bu günkü uygulamalara bakıyorum da keşke insanların kendini ifade etmeleri dille değil de bir başka uzuvla olsaydı diyorum. O zaman dinlemek yerine sadece hareketleri takip etmek zorunda kalacaklardır.

Ama oraya da kaş göz yapmak lazım ,